MAKALE


Yeşil Aklama: “Her Şey Aynı Kalabilir” Hayalini Satmak

“Yeşil aklama” konusunda kamuoyunun henüz yeterince farkındalığı olmasa da, bu gibi kampanyalara Türkiye’de de oldukça aşinayız. Kimyasal atıklarla suyu ve toprağı kirleten, aynı zamanda ürünlerinin ambalaj atıkları dolayısıyla plastik kirliliğine sebep olan bir şirketin, İstanbul’u çöpkaparlarla temizlemek üzere kolları sıvaması, bunu yaparken İstanbullulardan çevreyi korumak için söz vermelerini istemesi, yeşil aklamanın tipik bir örneği. Bu gibi kampanyalar yürüten şirketler, iş yapış biçimlerinde köklü değişikliklere gitmeksizin kendilerini çevre dostu aktörler olarak konumlandırıyorlar. Aynı zamanda, neden oldukları kirliliğin sorumluluğunu da son tüketicilerin veya genel olarak bireylerin omuzlarına yıkıyorlar.


Müşterekler Tartışması Ekseninde Mera Alanları

Bu yazıda, doktora araştırmam süresince İzmir’in köylerinde yaptığım saha çalışmalarına dayanarak, biyoçeşitlilik ve ekolojik sürdürülebilirlik için hayati derecede önem taşıyan mera alanlarını kırsal-ekolojik müştereklerimize dair temel tartışmalar kapsamında değerlendiriyorum. Mera alanları üzerindeki temel arazi kullanım çatışmalarına, Türkiye kırsalındaki problemlerin müşterekleri ne boyutta etkilediğine ve planlamanın bu süreçte nasıl bir araç olabileceğine dair yanıtlar bulabilmeyi amaçlıyorum.


Kaybın Verisi, Bilgi Müşterekleri Oluşturabilir mi?

Kim/hangi oluşum nerede, ne verisi tutuyor? Bir araya geliş hikâyesi ne? Saikler benzer mi? Veri nasıl elde ediliyor veya yaratılıyor? Neyle ilişkilendiriliyor? Hangi “zemin” üzerinde sunuluyor? Bu bilgi nasıl kamusallaştırılmaya çalışılıyor?


Bir Kentin Yası Nasıl Tutulur?

Evet, kentimizi kaybettik. Evet, yasını tutmaya ve yeniden inşa etmeye mecburuz. Ama nasıl yapacağız? Bu sorunun cevabını arıyorum günlerdir. Sarıldığım, değdiğim herkesin gözünde aynı soru: Ne olacak? Nasıl yapacağız? Bu sorulara bir katkısı olur mu bilmiyorum. Ancak sokaklarda konuşurken acısına eşlik ettiğim, dokunmaya çalıştığım, fotoğrafını çektiğim herkese, her şeye borçlu hissederek Antakya'da gördüklerimi yazmaya karar verdim.

DÖN