Buğday Derneği, yürüttüğü birçok farklı projenin yanında, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de, işleyen bir organik ürünler iç pazarının oluşması, gelişmesi ve bugüne gelmesinde aktif ve öncü bir rol oynamıştır. Çok sayıda aktör arasında yerleşik güven ilişkilerinin oluşmasını kolaylaştırarak özellikle sosyal ve sembolik sermayeyi mobilize etmiş ve bunu “ekolojik yaşam” söylemiyle çerçeveleyerek “organik” hareketinin oluşmasına katkı vermiştir. Organik Tarım Kanunu’nun yapılma sürecinin etkili bir katılımcısı olmasından 15 yıl kadar önce başlayan bu süreçte, bir pazar tezgâhından restorana, dergiden derneğe dönüşmüş olan hareket, organik ürünlerle sınırlı pazaryerlerinin kurulması ve yönetilmesinde hâlâ aktif bir role sahip. Geldiğimiz günde Buğday, pazaryerlerinin yönetilmesindeki sorumluluğunu 17 Kasım 2018 tarihinde Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nda imzalanan bir protokolle pazarın tüketicileri, üreticileri, esnafı; Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi’nden oluşan Pazar Komisyonu’na aktarmıştır. 

Türkiye ve Organik Tarım

Türkiye’de organik tarım faaliyetlerine ilk defa 1980’li yılların ortasında Avrupa’ya ihracat amaçlı kuru meyve üretiminde rastlıyoruz. Bu üretim ve ihracat yıllarla gelişmiş ve 90’lı yılların ortasına gelindiğinde birtakım yasal düzenlemelerin yapılmasını beraberinde getirmiş. Ülkenin iklimi ve biyolojik çeşitliliği organik tarım için gerçekten de elverişli şartlar sunarken iç pazar uzun yıllar boyunca gelişememiş ve organik ürünler sektörü ihracata odaklanmıştır.2 2006 yılından itibaren ise bir sivil toplum kuruluşu (Buğday) sadece organik sertifikalı ürünlerin yer alabildiği ilk pazaryerini kurarak iç pazara yönelik sektörün lokomotifi rolünü üstlenmiştir.3

Buğday Kimdir, Nedir? 

Victor Ananias’ı da içeren çekirdek bir ekip olduğu ve bunların arasında arkadaşlık sözkonusu olduğu aşikâr. 3 Mart 2011 tarihindeki ani ölümünün Victor’u eksiltmesi dışında çekirdek ekip aynen devam. Bu çekirdek grubun çevresinde ise dönem dönem farklı insanlar olmuş. Bu insanların yetkin olduğu mimari, aşçılık, bilgisayar, görsel sanatlar, gazetecilik gibi farklı alanlar var; ucundan, köşesinden ekolojik yaşam düşüncesiyle harmanladıkları alanlar. Çekirdek ekip ve yakın çevresiyle, bu az daha dışarda durmakla birlikte, gruba, düşünüp paylaştıklarına ilgiyle bakan farklı yetenekteki bireylerin pozitif anlamda sürtüşmesi ile ortaya çıkan düşünceler, işler, girişimler, projeler. Birlikte yapılan yemekler, kurulan hayaller. Yiyecekten barınağa türlü çeşit konuda tartışmalar. Bunların araştırılıp yazılmasını ve bir bülten yoluyla paylaşılmasını, kendi okuyucu kitlesini yavaş yavaş yaratarak sözün çevrenin çevresine ulaşması takip ediyor. Bültene gösterilen ilgi bir dergi çıkartma fikrine götürüyor. Derginin gördüğü ilgi ve çekirdek ekibin çevresinin genişlemesi ile dernek kurmaya varan bir süreç yaşanıyor.  

Buğday Neler Yaptı?

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, adından da belli olacağı gibi ekolojik yaşamla ilgili her alanda aktif, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. 1990’da önce Bodrum’da bir pazar tezgâhı ve bir sağlıklı gıda restoranı olarak başlayan hareket yoluna İstanbul’da dergi çıkartarak ve bir sağlıklı ürünler dükkânı işleterek devam etti.4 2002’de dernekleşerek bugünkü yasal statüsüne erişti. Organik ürünlerin üretim, pazarlama ve tüketimini cesaretlendirmenin yanında geniş bir yelpazede faal; ekolojik kırsal turizm projesi TaTuTa (Tarım Turizm Takas) yoluyla kentli insanı çiftçi ile buluşturmak, yerel atalık tohumları korumak, Yörük kabilelerinin kayıp masallarını ortaya çıkartmak bunlardan sadece birkaçı. Ekolojik yöntemlerle gıda üretim ve tüketimini destekleme amaçlı çalışmaları organik sertifikalı ürünlerle sınırlı olmayıp tüketici ile üretici arasında güvene dayalı birebir ilişki kurulmasını sağlayan ve kolaylaştıran Gıda Toplulukları da ilgi alanı içinde.

Organik tarımı en iyi anlatacak kişinin bizzat çiftçinin kendisi olduğunu savunan Buğday’ın,  üreticiler ve tüketicilerin etkileşimini arttırmak her zaman gündeminde olmuştur. %100 ekolojik pazarları bugüne getiren süreçte Buğday’ın tutarlı olarak yaptıklarını beş başlık altında toplayabiliriz.

1. Üretim kapasitesini arttırmak

Organik tarımla ilgili çalışmaları sırasında Buğday, IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) gibi uluslararası ağların parçası olmuş, başka ülkelerde uygulanan organik tarım pratiklerini, ortak sorunların çözümlerini öğrenmiş, deneyimlerinden faydalanmış ve bu bilgileri Türkiye’deki tüketici ve üreticilerle sürekli paylaşmıştır. Buğday ekibi 90’lı yılların başından itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki çiftçilerle “doğayla daha barışık” bir tarım pratiği konusunda fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu çiftçilerin ekonomik, sosyal, siyasi ve sağlıkla ilgili farklı fikir ve amaçları olmasına karşın Buğday hepsini destekleyen bir yaklaşımla yıllar içinde biriktirdiği bilgi ve deneyimi paylaştı, organik tarıma geçiş konusunda yardım etti. 

2. Tüketici potansiyelini arttırmak

Tüketici potansiyelinin gelişmesi konusunda önemli çabalar sergileyen hareketin şehirdeki tüketiciye sağlıklı gıdayı ulaştırma, organik tarım farkındalığını artırma ve zehirsiz tarım yapan çiftçiye gelir kaynağı sağlamaya yarayan girişimleri oldu. Bunlar arasında özellikle 2002-2005 yıllarında yürütülen kutu dağıtımı (Çıralı5 ve ESAS6) ve Türkiye’deki ilk topluluk destekli tarım  projesi olan BAHÇE7 etkili olmuştur. 

Kısıtlı kapasitelerine rağmen bu projeler, İstanbul’daki tüketici potansiyelini test etmekle kalmamış, bir çekirdek tüketici grubu yaratmayı başarmıştır. Aynı zamanda nakliye ve depolama gibi konulardaki eksikliklerin ve lojistik altyapı oluşturma gerekliliğinin anlaşılmasını sağlamıştır.

3. Medya yoluyla organik tarım ve organik ürünler hakkında farkındalık yaratmak

Buğday çok çeşitli iletişim kanalları ve yöntemleri kullanarak organik tarım ve organik gıda hakkında bilgiyi yaydı, farkındalık yarattı ve ilgili tarafları buluşturdu. Başlıca kanallar olarak dergi, haftalık bülten, düzenli güncellenen bir internet portalı, haftalık bir radyo programı, Çamtepe’deki eğitim araştırma merkezi ve kırsal ofisinde eğitim etkinlikleri ve medya kampanyalarını sayabiliriz. Bunlara ek olarak belgesel üretimini desteklemiş ve televizyon programlarına katılarak, Buğday genel halka ulaşmıştır. Ekolojik pazarlar birçok haber ve belgeselin konusu ve mekânı olarak da önemli bir görünürlük kazanmıştır.

4. Organik tarımın farklı aktörlerini buluşturmak

Bugün sağlıklı beslenme ve pişirme, doğa dostu tarım, topluluk destekli tarım, ekolojik yaşam alanlarında çalışan kişilerin çoğunun bir noktada Buğday hareketi ile dirsek teması olmuştur. Bu temaslar dernek çalışmalarında gönüllü olmak, yoğun muhabbet ve fikir paylaşımı, işbirlikleri, ortaklıklar gibi farklı şekiller almıştır. Dernek ofisi ve 3 Mart 2011’deki ani ölümüne kadar kurucu Viktor Ananias’ın evi bu tür etkileşimlerin yoğun yaşandığı mekânlar oldu; öğrenci, gazeteci, bilim insanı, sanatçı ve aktivistleri misafir etti. 

Organik sektörün ilk resmi nitelikli buluşması ise 1999’da Bafa’da Buğday’ın düzenlediği “Türkiye’de Sağlıklı Bir Ekolojik Ürün Pazarı” kongresidir. Bafa’da ilk defa konuyla ilgili bütün aktörler -bakanlık ve sertifika kuruluşlarından temsilciler, ihracatçılar, aktivistler, çiftçiler, tüketiciler ve organik üretim ve ticareti konusunda girişimciler- bir araya gelip sektörün geleceğini tartıştılar ve planladılar. Bu kongre, birçok kişiyi motive etti ve organik harekete ivme kazandırdı. Bir ürünün tarımdan pazarlamaya kadar geçtiği tüm aşamalarla ilgili uzun bir kararlar listesi oluşturuldu. Bu kongrede alınan kararlar, ilerleyen dönemlerdeki lobicilik faaliyetlerinin temeliydi.

5. Yönetsel çabalar ve lobicilik 

2004 yılının Aralık ayında çıkan Organik Tarım Kanunu’nun yazılma aşamasında Buğday, Tarım Bakanlığı’na danışmanlık yaptı, aynı zamanda kanunu hazırlayan komisyonun bir parçasıydı. Bu sayede organik tarım ürünleri hal kanunundan muaf tutuldu. Bu muafiyet, ürünlerin izlenebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin sırtına ek bir vergi yükü binmesinin engellenmesi açısından çok önemli. Buğday, günümüzde de bakanlık ve üreticiler arasında bir kolaylaştırıcılık görevi üstlenmiş durumda. Planlanan veya yeni çıkan düzenlemeleri üreticilerle paylaşıp, tartışıyor; tepkiler ve önerileri bakanlığa iletmek suretiyle yönetime katılım sağlıyor.     

İlk Ekolojik Pazaryeri Feriköy’de

Sonuçta ilk %100 Ekolojik Pazar, Şişli Belediyesi’nin gösterdiği mekânda, iki organik ürün firmasının maddi desteğiyle 17 Haziran 2006’da açıldı. O günden beri %100 Ekolojik Pazar’da tüketicilerin çiftçilerle buluştuğu, tanıştığı, muhabbet ettiği ve alışveriş yaptığı, bir deyişle gıda egemenliğinin gerçekleştiği anlar8 yaşandı, hâlâ da yaşanmakta.

Ne üreteceğine kendisi karar vermiş çiftçiler, pazaryerinde tüketicilerle buluşarak sağlıklı ve besleyici gıdaları onlara ulaştırıyor.

Bu ilk pazarın getirdiği hareketlilik sayesinde kimisi başka dernekler tarafından da yönetilen birçok ekolojik pazaryeri açıldı. ETO (Ekolojik Tarım Organizasyonu) başkanı, İzmir’de ekolojik pazar açma cesaretini Buğday’ın İstanbul’daki başarısından aldıklarını, eskiden olsa ikna edemeyecekleri belediyelerin şimdi kendiliğinden pazar açma talebiyle onlara yaklaştığını söylemiştir. 2012’ye gelindiğinde Buğday tarafından koordine edilen %100 Ekolojik Pazarlar’ın sayısı 10’a ulaşmıştı. Yıllara ve mevsimlere göre sayıları değişiklik gösterse de 2018 sonu itibarıyla Buğday’ın yönetimi ve denetiminde aktif yer aldığı pazarların sayısı altıdır. 

Buğday Pazarda Başka Ne Yapıyor?

Buğday, günümüzde de bakanlıklar ve üreticiler arasında bir kolaylaştırıcılık görevi üstlenmiş durumda. Planlanan veya yeni çıkan düzenlemeleri üreticilerle paylaşıp, tartışıyor; tepkileri ve önerileri bakanlıklara iletmek suretiyle yönetime katılım sağlıyor. Ayrıca bütün bu yıllar boyunca pazarın yönetim organizasyonundan her sene katılımcı esnaf seçimi, pazara gelen ve satılan ürünlerin çeşitlerinin ve miktarlarının kaydının tutulmasına ve veri toplanmasına, arazi gezilerinden denetimlerin düzenlenmesine ve denetim sonuçlarının tüketicilerle paylaşılmasına kadar birçok iş yapagelmektedir. Bunları yaparken derneğin kendisi de gerek yönetimsel gerek finansal sorunlar yaşamış9 olmasına rağmen bugün %100 ekolojik pazarların yerleşmiş bir konumu var. 

Sorumlulukların Paydaşlar Arasında Dağıtılması 

2009 yılının sonuna doğru yaklaşırken Buğday, ikinci %100 Ekolojik Pazarını İstanbul’un Anadolu yakası Kartal ilçesinde açma hazırlıkları yapıyordu. Aynı zamanda organik iç pazarı geliştirme amaçlı tüm paydaşların ama özellikle tüketicilerin rol oynayacağı bir komite kurulmasına öncülük etmişti. Düzenli toplantılar yapılmaktaydı. O günlerde kurulan komiteler, pazarın günlük operasyonel sorunlarına çözüm getirecek deneyime sahip olmayan kısıtlı bir grup tüketicinin ilgi göstermiş olması gibi sebeplerden işleyemedi. 

2017 Kasım ayının ortalarında Buğday Derneği, Şişli ve Kartal pazarlarında müşterilere hitaben “%100 Ekolojik Pazarlar’da Yeni Dönem: Gıdamızın Sorumluluğunu Birlikte Alıyoruz” başlığında bir çağrı metni hazırladı ve pazarlarda dağıtımını yaptı. Takip eden haftalarda ilgili tüketicilerle düzenli, kısa toplantılar yaparak ilgilenenlerle bir iletişim ağı kurdu. Bu grup yaklaşık bir sene boyunca toplantılar yaptı, metinler yayımladı, görüş alışverişinde bulundu, belediye ile görüştü. Gündelik sorunların da gündeme geldiği bu toplantılar asıl hedeften şaşmadı ve bir yıllık çabalar sonuç verdi. 17 Kasım 2018 tarihinde Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nda imzalanan bir protokolle Buğday Derneği, pazarın yönetimindeki sorumluluğunu belediye, dernek, pazar esnafı ve pazar tüketicileri ile paylaşma yolunda önemli bir adım attı. 

Son Olarak

Literatürde10, sivil toplumun ve kamu kurumlarının alternatif gıda ağlarına vereceği destek üç boyutta inceleniyor: (1) sivil toplum ve gıda ağı arasında yeni ilişkiler kuran kısa gıda tedarik zincirleri, (2) kamu kurumlarının gıda satın alması ve tüketmesi, (3) belediyelerin ve yerel yönetimlerin gıda politikasında etkin olmaları. Türkiye’nin ilk ekolojik pazaryeri gerçekten de böylesi bir alternatif ve kısa gıda tedarik zinciri örneğidir. Bu pazaryerinin kurulması ve sürdürülmesinde sivil toplum, Buğday görünümünde, doğrudan ve vazgeçilemez bir rol oynamıştır. Umudumuz diğer iki boyutun bu gelişmeyi takip etmesi ve yakın gelecekte kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin organik gıda ağları kurulması ve desteklenmesi meselesinde aktif rol almalarıdır. 17 Kasım 2018 tarihinde imzalanan protokol bu yönde bir adım olması açısından da önemlidir. 

Bunların ötesinde, çeşitli çalışmalarda11 mümkün olduğu gösterilen ve Buğday tarafından da paylaşıldığını bildiğimiz vizyon ise bütün gıda/tarım üretiminin organik standartlarda yapılmasıdır ve bu yazıda bahsedilen çalışmalar da son kertede bu amaçla yürütülmektedir. Ülkenin biyolojik çeşitliliği, coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel özellikleri organik tarım için kolaylaştırıcı niteliktedir. Ayrıca son dönemde Türkiye toplumunda gıda konusunda bir hareketlilik de söz konusu; gıda alanında tüketici kooperatifleri artma eğiliminde. Bu kooperatifler de temiz ve sağlıklı gıda üreten üreticilerle doğrudan ilişkiler kurmakta. Gelinen noktada, Buğday’ın ve yarattığı mekânların, özellikle de %100 Ekolojik Pazarlar’a varan süreçte ve bizzat pazaryerinde açtığı kürsünün atalık tohum, organik tarım ve organik gıda bilgisinin üretimi, paylaşılması ve müşterekleşmesindeki rolünü ve etkisini görüyoruz. 


1- Bu yazı, Akyüz ve Demir’in 2016’da İstanbul Üniversitesi SBF Dergisi’nde kaleme aldıkları makalenin ve o günden bugüne geçen iki yıllık süreçte yaşanan gelişmelerin kısa bir özetidir. Akyüz, A. A. ve A. Y. Demir (2016) “The Role Of A Civil Society Organization in the Development of the Domestic Organic Market in Turkey. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 54: 43-61. http://dergipark.gov.tr/iusiyasal/issue/24993/263783

2- Demiryürek, K., C. Stopes ve A. Güzel (2008) “Organic Agriculture: The Case of Turkey”, Outlook on Agriculture, 37: 261-267. http://dx.doi.org/10.5367/000000008787167754

3- Akyüz, A. A. ve A. Y. Demir (2016) A.g.e.

4- Demir, Y., G. Kayhan ve  M. Soylu (2012) “Buğday’ın Hikayesi: Türkiye’de Tabana Dayalı Bir Ekolojik Yasamı Destekleme Dernegi Olmak”, Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar: Türkiye’de Sosyal Girişimcilik Vakaları içinde, haz. G. Sanje ve G. Dikmener, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, s.149-174

5- Antalya’nın Çıralı bölgesinden organik tarımı destekleyen bir çiftçi kooperatifi domates, hıyar, biber, patlıcan, kabak, portakal, limon ve avokado gibi kısıtlı ve çok aranan bir grup sebze meyve üretmekteydi. Bu kooperatifle iletişim kurulup 2002 yılının Mayıs-Haziran aylarında İstanbul’daki tüketicilere kutular gönderilmesi sağlandı. Çıralı ile gerek Buğday’ın gerek diğer tüketicilerin iletişimi sonraki yıllarda da sürdü.

6- İkinci kutu projesi ESAS’ta ise haftalık ürün listeleri tüketicilere gönderilir ve tüketicilerin belirlenen günde Buğday gönüllüsü olan proje iletişim sorumlusuna ürün taleplerini iletmeleri istenirdi. Proje koordinatörünün deposunda saklanan ürünlerin dağıtımı yine koordinatörün aracıyla yapılırdı. Daha çok kuru gıda, pekmez, zeytin ve çok sınırlı olmak üzere taze sebze-meyve şeklinde kısıtlı organik ürüne erişim sağlanabildi. Tüketicilerin çok memnun kaldığı bu kutu projesini finansal olarak sürdürmek mümkün olamadığı için sadece 6 ay sürmüştür.

7- BAHÇE iki yıl süren bir proje. Çıralı ve ESAS projelerindeki tüketici potansiyeli Buğday’ı topluluk destekli tarım projesi yapma konusunda cesaretlendirdi. BAHÇE Tarım alanı, bir destekçisi tarafından organik tarım yapılması üzere derneğe bağışlandı. Projenin ilk yılı olan 2005’te 100 destekçi 20 hafta boyunca birer sepet dolusu taze sebze aldı. 2006 yılında proje katılımcı sayısı 135’e yükseldi. Proje süresince katılımcılar BAHÇE’yi ziyaret edip çalıştılar.

8- Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) üreticilerinin düzenlediği Tarım Reformu Panayırları’nda tüketicilerin çiftçilerle buluşarak tanışma ve doğrudan ürün alma anı, gıda egemenliğinin gerçekleştiği momentlerden birisi olarak tasvir edilir, bkz. Kocagöz, U. (2018, 3 Aralık) “Gıdanın Müşterekler Siyaseti”,  https://musterekler.sehak.org/2018/07/30/gidanin-musterekler-siyaseti-umut-kocagoz/

9- Akyüz ve Demir (2016) A.g.e.

10- Renting H. ve H. Wiskerke (2010) “New Emerging Roles for Public Institutions and Civil Society in the Promotion of Sustainable Local Agro-Food Systems”, 9th European IFSA Symposium içinde, haz. I.  Darnhofer ve M. Grötzer, Viyana, Avusturya.

11- Aslan, B. ve A.Y. Demir (2018) “Organic Farming Suffices to Feed a Country: a Large-Scale Linear Programming Model to Develop an Organic Agriculture Plan for Turkey”, Sustainable Agriculture Research,7(1): 118-136; Reganold, J. P., ve J. M. Wachter (2016) “Organic Agriculture in the Twenty-first Century”, Nature Plants, 2: 1-8. https://doi.org/10.1038/nplants.2015.221; Muller, A. vd. (2017) “Strategies for Feeding the World More Sustainably with Organic Agriculture”, Nature Communications, 8(1290):1-13. https://doi.org/10.1038/s41467-017-01410-w

Buğday Derneği, yürüttüğü birçok farklı projenin yanında, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de, işleyen bir organik ürünler iç pazarının oluşması, gelişmesi ve bugüne gelmesinde aktif ve öncü bir rol oynamıştır. Çok sayıda aktör arasında yerleşik güven ilişkilerinin oluşmasını kolaylaştırarak özellikle sosyal ve sembolik sermayeyi mobilize etmiş ve bunu “ekolojik yaşam” söylemiyle çerçeveleyerek “organik” hareketinin oluşmasına katkı vermiştir. Organik Tarım Kanunu’nun yapılma sürecinin etkili bir katılımcısı olmasından 15 yıl kadar önce başlayan bu süreçte, bir pazar tezgâhından restorana, dergiden derneğe dönüşmüş olan hareket, organik ürünlerle sınırlı pazaryerlerinin kurulması ve yönetilmesinde hâlâ aktif bir role sahip. Geldiğimiz günde Buğday, pazaryerlerinin yönetilmesindeki sorumluluğunu 17 Kasım 2018 tarihinde Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nda imzalanan bir protokolle pazarın tüketicileri, üreticileri, esnafı; Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi’nden oluşan Pazar Komisyonu’na aktarmıştır. 

Türkiye ve Organik Tarım

Türkiye’de organik tarım faaliyetlerine ilk defa 1980’li yılların ortasında Avrupa’ya ihracat amaçlı kuru meyve üretiminde rastlıyoruz. Bu üretim ve ihracat yıllarla gelişmiş ve 90’lı yılların ortasına gelindiğinde birtakım yasal düzenlemelerin yapılmasını beraberinde getirmiş. Ülkenin iklimi ve biyolojik çeşitliliği organik tarım için gerçekten de elverişli şartlar sunarken iç pazar uzun yıllar boyunca gelişememiş ve organik ürünler sektörü ihracata odaklanmıştır.2 2006 yılından itibaren ise bir sivil toplum kuruluşu (Buğday) sadece organik sertifikalı ürünlerin yer alabildiği ilk pazaryerini kurarak iç pazara yönelik sektörün lokomotifi rolünü üstlenmiştir.3

Buğday Kimdir, Nedir? 

Victor Ananias’ı da içeren çekirdek bir ekip olduğu ve bunların arasında arkadaşlık sözkonusu olduğu aşikâr. 3 Mart 2011 tarihindeki ani ölümünün Victor’u eksiltmesi dışında çekirdek ekip aynen devam. Bu çekirdek grubun çevresinde ise dönem dönem farklı insanlar olmuş. Bu insanların yetkin olduğu mimari, aşçılık, bilgisayar, görsel sanatlar, gazetecilik gibi farklı alanlar var; ucundan, köşesinden ekolojik yaşam düşüncesiyle harmanladıkları alanlar. Çekirdek ekip ve yakın çevresiyle, bu az daha dışarda durmakla birlikte, gruba, düşünüp paylaştıklarına ilgiyle bakan farklı yetenekteki bireylerin pozitif anlamda sürtüşmesi ile ortaya çıkan düşünceler, işler, girişimler, projeler. Birlikte yapılan yemekler, kurulan hayaller. Yiyecekten barınağa türlü çeşit konuda tartışmalar. Bunların araştırılıp yazılmasını ve bir bülten yoluyla paylaşılmasını, kendi okuyucu kitlesini yavaş yavaş yaratarak sözün çevrenin çevresine ulaşması takip ediyor. Bültene gösterilen ilgi bir dergi çıkartma fikrine götürüyor. Derginin gördüğü ilgi ve çekirdek ekibin çevresinin genişlemesi ile dernek kurmaya varan bir süreç yaşanıyor.  

Buğday Neler Yaptı?

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, adından da belli olacağı gibi ekolojik yaşamla ilgili her alanda aktif, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. 1990’da önce Bodrum’da bir pazar tezgâhı ve bir sağlıklı gıda restoranı olarak başlayan hareket yoluna İstanbul’da dergi çıkartarak ve bir sağlıklı ürünler dükkânı işleterek devam etti.4 2002’de dernekleşerek bugünkü yasal statüsüne erişti. Organik ürünlerin üretim, pazarlama ve tüketimini cesaretlendirmenin yanında geniş bir yelpazede faal; ekolojik kırsal turizm projesi TaTuTa (Tarım Turizm Takas) yoluyla kentli insanı çiftçi ile buluşturmak, yerel atalık tohumları korumak, Yörük kabilelerinin kayıp masallarını ortaya çıkartmak bunlardan sadece birkaçı. Ekolojik yöntemlerle gıda üretim ve tüketimini destekleme amaçlı çalışmaları organik sertifikalı ürünlerle sınırlı olmayıp tüketici ile üretici arasında güvene dayalı birebir ilişki kurulmasını sağlayan ve kolaylaştıran Gıda Toplulukları da ilgi alanı içinde.

Organik tarımı en iyi anlatacak kişinin bizzat çiftçinin kendisi olduğunu savunan Buğday’ın,  üreticiler ve tüketicilerin etkileşimini arttırmak her zaman gündeminde olmuştur. %100 ekolojik pazarları bugüne getiren süreçte Buğday’ın tutarlı olarak yaptıklarını beş başlık altında toplayabiliriz.

1. Üretim kapasitesini arttırmak

Organik tarımla ilgili çalışmaları sırasında Buğday, IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) gibi uluslararası ağların parçası olmuş, başka ülkelerde uygulanan organik tarım pratiklerini, ortak sorunların çözümlerini öğrenmiş, deneyimlerinden faydalanmış ve bu bilgileri Türkiye’deki tüketici ve üreticilerle sürekli paylaşmıştır. Buğday ekibi 90’lı yılların başından itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki çiftçilerle “doğayla daha barışık” bir tarım pratiği konusunda fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu çiftçilerin ekonomik, sosyal, siyasi ve sağlıkla ilgili farklı fikir ve amaçları olmasına karşın Buğday hepsini destekleyen bir yaklaşımla yıllar içinde biriktirdiği bilgi ve deneyimi paylaştı, organik tarıma geçiş konusunda yardım etti. 

2. Tüketici potansiyelini arttırmak

Tüketici potansiyelinin gelişmesi konusunda önemli çabalar sergileyen hareketin şehirdeki tüketiciye sağlıklı gıdayı ulaştırma, organik tarım farkındalığını artırma ve zehirsiz tarım yapan çiftçiye gelir kaynağı sağlamaya yarayan girişimleri oldu. Bunlar arasında özellikle 2002-2005 yıllarında yürütülen kutu dağıtımı (Çıralı5 ve ESAS6) ve Türkiye’deki ilk topluluk destekli tarım  projesi olan BAHÇE7 etkili olmuştur. 

Kısıtlı kapasitelerine rağmen bu projeler, İstanbul’daki tüketici potansiyelini test etmekle kalmamış, bir çekirdek tüketici grubu yaratmayı başarmıştır. Aynı zamanda nakliye ve depolama gibi konulardaki eksikliklerin ve lojistik altyapı oluşturma gerekliliğinin anlaşılmasını sağlamıştır.

3. Medya yoluyla organik tarım ve organik ürünler hakkında farkındalık yaratmak

Buğday çok çeşitli iletişim kanalları ve yöntemleri kullanarak organik tarım ve organik gıda hakkında bilgiyi yaydı, farkındalık yarattı ve ilgili tarafları buluşturdu. Başlıca kanallar olarak dergi, haftalık bülten, düzenli güncellenen bir internet portalı, haftalık bir radyo programı, Çamtepe’deki eğitim araştırma merkezi ve kırsal ofisinde eğitim etkinlikleri ve medya kampanyalarını sayabiliriz. Bunlara ek olarak belgesel üretimini desteklemiş ve televizyon programlarına katılarak, Buğday genel halka ulaşmıştır. Ekolojik pazarlar birçok haber ve belgeselin konusu ve mekânı olarak da önemli bir görünürlük kazanmıştır.

4. Organik tarımın farklı aktörlerini buluşturmak

Bugün sağlıklı beslenme ve pişirme, doğa dostu tarım, topluluk destekli tarım, ekolojik yaşam alanlarında çalışan kişilerin çoğunun bir noktada Buğday hareketi ile dirsek teması olmuştur. Bu temaslar dernek çalışmalarında gönüllü olmak, yoğun muhabbet ve fikir paylaşımı, işbirlikleri, ortaklıklar gibi farklı şekiller almıştır. Dernek ofisi ve 3 Mart 2011’deki ani ölümüne kadar kurucu Viktor Ananias’ın evi bu tür etkileşimlerin yoğun yaşandığı mekânlar oldu; öğrenci, gazeteci, bilim insanı, sanatçı ve aktivistleri misafir etti. 

Organik sektörün ilk resmi nitelikli buluşması ise 1999’da Bafa’da Buğday’ın düzenlediği “Türkiye’de Sağlıklı Bir Ekolojik Ürün Pazarı” kongresidir. Bafa’da ilk defa konuyla ilgili bütün aktörler -bakanlık ve sertifika kuruluşlarından temsilciler, ihracatçılar, aktivistler, çiftçiler, tüketiciler ve organik üretim ve ticareti konusunda girişimciler- bir araya gelip sektörün geleceğini tartıştılar ve planladılar. Bu kongre, birçok kişiyi motive etti ve organik harekete ivme kazandırdı. Bir ürünün tarımdan pazarlamaya kadar geçtiği tüm aşamalarla ilgili uzun bir kararlar listesi oluşturuldu. Bu kongrede alınan kararlar, ilerleyen dönemlerdeki lobicilik faaliyetlerinin temeliydi.

5. Yönetsel çabalar ve lobicilik 

2004 yılının Aralık ayında çıkan Organik Tarım Kanunu’nun yazılma aşamasında Buğday, Tarım Bakanlığı’na danışmanlık yaptı, aynı zamanda kanunu hazırlayan komisyonun bir parçasıydı. Bu sayede organik tarım ürünleri hal kanunundan muaf tutuldu. Bu muafiyet, ürünlerin izlenebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin sırtına ek bir vergi yükü binmesinin engellenmesi açısından çok önemli. Buğday, günümüzde de bakanlık ve üreticiler arasında bir kolaylaştırıcılık görevi üstlenmiş durumda. Planlanan veya yeni çıkan düzenlemeleri üreticilerle paylaşıp, tartışıyor; tepkiler ve önerileri bakanlığa iletmek suretiyle yönetime katılım sağlıyor.     

İlk Ekolojik Pazaryeri Feriköy’de

Sonuçta ilk %100 Ekolojik Pazar, Şişli Belediyesi’nin gösterdiği mekânda, iki organik ürün firmasının maddi desteğiyle 17 Haziran 2006’da açıldı. O günden beri %100 Ekolojik Pazar’da tüketicilerin çiftçilerle buluştuğu, tanıştığı, muhabbet ettiği ve alışveriş yaptığı, bir deyişle gıda egemenliğinin gerçekleştiği anlar8 yaşandı, hâlâ da yaşanmakta.

Ne üreteceğine kendisi karar vermiş çiftçiler, pazaryerinde tüketicilerle buluşarak sağlıklı ve besleyici gıdaları onlara ulaştırıyor.

Bu ilk pazarın getirdiği hareketlilik sayesinde kimisi başka dernekler tarafından da yönetilen birçok ekolojik pazaryeri açıldı. ETO (Ekolojik Tarım Organizasyonu) başkanı, İzmir’de ekolojik pazar açma cesaretini Buğday’ın İstanbul’daki başarısından aldıklarını, eskiden olsa ikna edemeyecekleri belediyelerin şimdi kendiliğinden pazar açma talebiyle onlara yaklaştığını söylemiştir. 2012’ye gelindiğinde Buğday tarafından koordine edilen %100 Ekolojik Pazarlar’ın sayısı 10’a ulaşmıştı. Yıllara ve mevsimlere göre sayıları değişiklik gösterse de 2018 sonu itibarıyla Buğday’ın yönetimi ve denetiminde aktif yer aldığı pazarların sayısı altıdır. 

Buğday Pazarda Başka Ne Yapıyor?

Buğday, günümüzde de bakanlıklar ve üreticiler arasında bir kolaylaştırıcılık görevi üstlenmiş durumda. Planlanan veya yeni çıkan düzenlemeleri üreticilerle paylaşıp, tartışıyor; tepkileri ve önerileri bakanlıklara iletmek suretiyle yönetime katılım sağlıyor. Ayrıca bütün bu yıllar boyunca pazarın yönetim organizasyonundan her sene katılımcı esnaf seçimi, pazara gelen ve satılan ürünlerin çeşitlerinin ve miktarlarının kaydının tutulmasına ve veri toplanmasına, arazi gezilerinden denetimlerin düzenlenmesine ve denetim sonuçlarının tüketicilerle paylaşılmasına kadar birçok iş yapagelmektedir. Bunları yaparken derneğin kendisi de gerek yönetimsel gerek finansal sorunlar yaşamış9 olmasına rağmen bugün %100 ekolojik pazarların yerleşmiş bir konumu var. 

Sorumlulukların Paydaşlar Arasında Dağıtılması 

2009 yılının sonuna doğru yaklaşırken Buğday, ikinci %100 Ekolojik Pazarını İstanbul’un Anadolu yakası Kartal ilçesinde açma hazırlıkları yapıyordu. Aynı zamanda organik iç pazarı geliştirme amaçlı tüm paydaşların ama özellikle tüketicilerin rol oynayacağı bir komite kurulmasına öncülük etmişti. Düzenli toplantılar yapılmaktaydı. O günlerde kurulan komiteler, pazarın günlük operasyonel sorunlarına çözüm getirecek deneyime sahip olmayan kısıtlı bir grup tüketicinin ilgi göstermiş olması gibi sebeplerden işleyemedi. 

2017 Kasım ayının ortalarında Buğday Derneği, Şişli ve Kartal pazarlarında müşterilere hitaben “%100 Ekolojik Pazarlar’da Yeni Dönem: Gıdamızın Sorumluluğunu Birlikte Alıyoruz” başlığında bir çağrı metni hazırladı ve pazarlarda dağıtımını yaptı. Takip eden haftalarda ilgili tüketicilerle düzenli, kısa toplantılar yaparak ilgilenenlerle bir iletişim ağı kurdu. Bu grup yaklaşık bir sene boyunca toplantılar yaptı, metinler yayımladı, görüş alışverişinde bulundu, belediye ile görüştü. Gündelik sorunların da gündeme geldiği bu toplantılar asıl hedeften şaşmadı ve bir yıllık çabalar sonuç verdi. 17 Kasım 2018 tarihinde Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nda imzalanan bir protokolle Buğday Derneği, pazarın yönetimindeki sorumluluğunu belediye, dernek, pazar esnafı ve pazar tüketicileri ile paylaşma yolunda önemli bir adım attı. 

Son Olarak

Literatürde10, sivil toplumun ve kamu kurumlarının alternatif gıda ağlarına vereceği destek üç boyutta inceleniyor: (1) sivil toplum ve gıda ağı arasında yeni ilişkiler kuran kısa gıda tedarik zincirleri, (2) kamu kurumlarının gıda satın alması ve tüketmesi, (3) belediyelerin ve yerel yönetimlerin gıda politikasında etkin olmaları. Türkiye’nin ilk ekolojik pazaryeri gerçekten de böylesi bir alternatif ve kısa gıda tedarik zinciri örneğidir. Bu pazaryerinin kurulması ve sürdürülmesinde sivil toplum, Buğday görünümünde, doğrudan ve vazgeçilemez bir rol oynamıştır. Umudumuz diğer iki boyutun bu gelişmeyi takip etmesi ve yakın gelecekte kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin organik gıda ağları kurulması ve desteklenmesi meselesinde aktif rol almalarıdır. 17 Kasım 2018 tarihinde imzalanan protokol bu yönde bir adım olması açısından da önemlidir. 

Bunların ötesinde, çeşitli çalışmalarda11 mümkün olduğu gösterilen ve Buğday tarafından da paylaşıldığını bildiğimiz vizyon ise bütün gıda/tarım üretiminin organik standartlarda yapılmasıdır ve bu yazıda bahsedilen çalışmalar da son kertede bu amaçla yürütülmektedir. Ülkenin biyolojik çeşitliliği, coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel özellikleri organik tarım için kolaylaştırıcı niteliktedir. Ayrıca son dönemde Türkiye toplumunda gıda konusunda bir hareketlilik de söz konusu; gıda alanında tüketici kooperatifleri artma eğiliminde. Bu kooperatifler de temiz ve sağlıklı gıda üreten üreticilerle doğrudan ilişkiler kurmakta. Gelinen noktada, Buğday’ın ve yarattığı mekânların, özellikle de %100 Ekolojik Pazarlar’a varan süreçte ve bizzat pazaryerinde açtığı kürsünün atalık tohum, organik tarım ve organik gıda bilgisinin üretimi, paylaşılması ve müşterekleşmesindeki rolünü ve etkisini görüyoruz. 


1- Bu yazı, Akyüz ve Demir’in 2016’da İstanbul Üniversitesi SBF Dergisi’nde kaleme aldıkları makalenin ve o günden bugüne geçen iki yıllık süreçte yaşanan gelişmelerin kısa bir özetidir. Akyüz, A. A. ve A. Y. Demir (2016) “The Role Of A Civil Society Organization in the Development of the Domestic Organic Market in Turkey. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 54: 43-61. http://dergipark.gov.tr/iusiyasal/issue/24993/263783

2- Demiryürek, K., C. Stopes ve A. Güzel (2008) “Organic Agriculture: The Case of Turkey”, Outlook on Agriculture, 37: 261-267. http://dx.doi.org/10.5367/000000008787167754

3- Akyüz, A. A. ve A. Y. Demir (2016) A.g.e.

4- Demir, Y., G. Kayhan ve  M. Soylu (2012) “Buğday’ın Hikayesi: Türkiye’de Tabana Dayalı Bir Ekolojik Yasamı Destekleme Dernegi Olmak”, Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar: Türkiye’de Sosyal Girişimcilik Vakaları içinde, haz. G. Sanje ve G. Dikmener, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, s.149-174

5- Antalya’nın Çıralı bölgesinden organik tarımı destekleyen bir çiftçi kooperatifi domates, hıyar, biber, patlıcan, kabak, portakal, limon ve avokado gibi kısıtlı ve çok aranan bir grup sebze meyve üretmekteydi. Bu kooperatifle iletişim kurulup 2002 yılının Mayıs-Haziran aylarında İstanbul’daki tüketicilere kutular gönderilmesi sağlandı. Çıralı ile gerek Buğday’ın gerek diğer tüketicilerin iletişimi sonraki yıllarda da sürdü.

6- İkinci kutu projesi ESAS’ta ise haftalık ürün listeleri tüketicilere gönderilir ve tüketicilerin belirlenen günde Buğday gönüllüsü olan proje iletişim sorumlusuna ürün taleplerini iletmeleri istenirdi. Proje koordinatörünün deposunda saklanan ürünlerin dağıtımı yine koordinatörün aracıyla yapılırdı. Daha çok kuru gıda, pekmez, zeytin ve çok sınırlı olmak üzere taze sebze-meyve şeklinde kısıtlı organik ürüne erişim sağlanabildi. Tüketicilerin çok memnun kaldığı bu kutu projesini finansal olarak sürdürmek mümkün olamadığı için sadece 6 ay sürmüştür.

7- BAHÇE iki yıl süren bir proje. Çıralı ve ESAS projelerindeki tüketici potansiyeli Buğday’ı topluluk destekli tarım projesi yapma konusunda cesaretlendirdi. BAHÇE Tarım alanı, bir destekçisi tarafından organik tarım yapılması üzere derneğe bağışlandı. Projenin ilk yılı olan 2005’te 100 destekçi 20 hafta boyunca birer sepet dolusu taze sebze aldı. 2006 yılında proje katılımcı sayısı 135’e yükseldi. Proje süresince katılımcılar BAHÇE’yi ziyaret edip çalıştılar.

8- Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) üreticilerinin düzenlediği Tarım Reformu Panayırları’nda tüketicilerin çiftçilerle buluşarak tanışma ve doğrudan ürün alma anı, gıda egemenliğinin gerçekleştiği momentlerden birisi olarak tasvir edilir, bkz. Kocagöz, U. (2018, 3 Aralık) “Gıdanın Müşterekler Siyaseti”,  https://musterekler.sehak.org/2018/07/30/gidanin-musterekler-siyaseti-umut-kocagoz/

9- Akyüz ve Demir (2016) A.g.e.

10- Renting H. ve H. Wiskerke (2010) “New Emerging Roles for Public Institutions and Civil Society in the Promotion of Sustainable Local Agro-Food Systems”, 9th European IFSA Symposium içinde, haz. I.  Darnhofer ve M. Grötzer, Viyana, Avusturya.

11- Aslan, B. ve A.Y. Demir (2018) “Organic Farming Suffices to Feed a Country: a Large-Scale Linear Programming Model to Develop an Organic Agriculture Plan for Turkey”, Sustainable Agriculture Research,7(1): 118-136; Reganold, J. P., ve J. M. Wachter (2016) “Organic Agriculture in the Twenty-first Century”, Nature Plants, 2: 1-8. https://doi.org/10.1038/nplants.2015.221; Muller, A. vd. (2017) “Strategies for Feeding the World More Sustainably with Organic Agriculture”, Nature Communications, 8(1290):1-13. https://doi.org/10.1038/s41467-017-01410-w

DÖN