
H. Kiraz Özdoğan: Bu iki günlük atölyelerimizin son konuşması. Bundan sonrakinde bostancı Dursun Kaplan ile beraber olacağız. İnanç Kıran dün sabah aramızda yoktu, o yüzden onu tanıtmak bana düştü. İnanç da, eğer Suna Kafadar’ın benzetmesini devralacak olursam, İstanbul’daki bostanların korunması, yaşatılması ama sadece bununla değil, hemen hemen Türkiye’nin dört bir yanındaki kültür varlıklarının yaşatılmasında görünmeyen bir emeği yürüten arkadaşlarımızdan. Görünmeyen derken ne kastettiğimi anlatacağım. Ama ona geçmeden evvel, İnanç’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde “İstanbul kara surları dünya miras alanındaki tarihi bostanların kültürel peyzaj kapsamında değerlendirilmesi” başlıklı bir yüksek lisans tezi yazdığını belirtmek isterim. Umuyorum ki bir gün kitaplaşacak o tez. Şimdi de aynı üniversitede Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım bölümünde araştırmalarına devam ediyor.
İnanç Kıran: Bu sefer mimari, yapı yönüne odaklanmak istedim. Tabii ki bu bakış açısını başka alanlarla birleştirmek; bunların zenginliğini ve çeşitliliğini hayatımda ve perspektifimde sürdürmek istedim. Sahadan okula geçtim bu sefer.
Kiraz: Şimdi, görünmeyen emek derken ne kastediyorum. İnanç -mesela benim çok kaçtığım, bürokratik bulduğum, içimi daraltan- bütün yazışmaları, bütün kurumların incik cincik kararlarını bulup çıkartan; yeri geldiğinde onlarla yazışmaları yapan, sonra cevabı alamazsa bir daha başvuru yapan; edindiği sonuçları kamuoyuyla paylaşan bir arkadaşımız. Bu anlamda muazzam bir arşivi de var. Kendisinin biriktirdiği, görece düzenli bir arşiv.
Konuşmayı soru cevap şeklinde tasarladım, soruları ben soruyorum ama sizler de sorularınızla araya girebilirsiniz. Bu soruları da üç başlığa ayırdım. Biri çalışma yöntemi ile ilgili. İnanç, sonsuz sabırla yürüttüğü bu işi nasıl yapıyor? İkincisi, Yedikule ile nasıl tanıştığı ve burayla ilgili çalışmaları nasıl yürüttüğüyle ilgili. Son olarak bu atölyede dün ve bugün değinemediğimiz bazı yerlerden örnek vakaları nasıl yürüttüğüne bakacağız; özellikle müdahaleyi takip konusuna yoğunlaşacağız.
Bilgi Nasıl Edinilir?
Kiraz: Kurumlara verilmek üzere dilekçeler ve başvurular yapıyorsun. Bu çalışma yönteminden biraz tüyolar verir misin?
İnanç: 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (2003) var.1 Bu kanun kapsamında her vatandaş çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına sorduğu konuyla ilgili bilgi ve belgelerin talebinde bulunabiliyor. Ben de bunu hayatın hemen hemen her alanında, çoğunlukla da ilgim dahilinde olan kültürel miras konusunda yoğunlaşmak suretiyle yapıyorum. Ama tabii sadece kültürel mirasla da kalmıyor; dere ıslahı, kavşak peyzajı gibi altyapı projeleri hakkında bilgi almak ve süreci takip etmek için de bu hakkımı kullanıyorum. Bu yasanın Türkiye’de gerçekten pek bilinir olmadığı ve vatandaşların bu haklarını kullanmadığı kanaatindeyim. Ben çeşitli sorunları hem kayda geçirmek hem de taleplerimi kendi okuyup öğrendiklerimden yola çıkarak dile getirmek için; projelerin nasıl olabileceğine dair ipucu, detay, belki birkaç kararı yakalayabilirim diye başvuru yapıyorum. Hem kayda geçirmek hem de bunun karşılığının nasıl olduğunu görmek istedim, istiyorum. Bostanlarla ilgili de bunu çok sık yaparım. Hem bunun inanılmaz bir arşivi de oluşur, bir hafıza oluşur. Çünkü burada bir müdahale oluyor ama o müdahale ne zaman oldu, nasıl oldu, nerede oldu… Bunun kaydını tutmak kolay olmuyor. Dolayısıyla bu tür yazışmalarla, bu tür kanal, bu tür dijital ortamlarla beraber kayda geçirmek, cevabını öğrenmek amacıyla bunu yapıyorum. Evet, çoğu zaman birçok sorumun yanıtını alamıyorum. Doğrudan yanıt alamadığım her başvuruyu da yeniden yöneltiyorum – bir cevabının olduğunu, olması gerektiğini düşündüğüm için yapıyorum.
Mesela şu an üzerinde bulunduğumuz Dursun ve Kezban Kaplan bostanının mülkiyet durumu. Şu an mülkiyet durumu kişisel verileri 2016’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Koruma Kanunu kapsamında2 olduğu için paylaşılamasa da, bu kanundan önce en azından buranın mülkiyet durumlarını öğrenmiştik. Yani şu an bastığımız bu toprakta hangi kurum var, ben burada bir problem yaşarsam hangi kuruma gitmeliyim? Bu sorunun cevabını almak için CİMER yolunu kullandım. Ben de bir vatandaş olarak şehrime yurttaş olarak duyduğum sorumlulukla yaptım.
Kiraz: Kaç yılında başladın?
İnanç: 2016 gibi zannedersem. 2012’de de vardı ama orada daha çok KPSS’ye yönelik iddiaların peşindeydim, ‘sorular çalındı mı’ gibi. Onlar bugünün konusu olmadığı için onlara girmeyeyim.
Kiraz: Peki ne yapıyorsun, sabah kalkıp buna mı başlıyorsun? Tam olarak gününün ne kadarını ayırıyorsun?
İnanç: Önce mesela kurul gündemlerini tarıyorum. Özellikle ilgilendiğim alanlar, ada parseller, kurul gündemleri, kararların konu başlıkları… Bunların hepsinden önce kendim bir liste oluşturuyorum. Ona göre içerikleri oluşturuyorum. Günde gerçi bir kez bir dilekçe oluşturma hakkınız var ama bunu ben sadece CİMER’le yapmıyorum. Mesela Alo 176 var, İBB’nin Çözüm Merkezi var. Belediyelerin kendi sitelerinden şikayet, talep, öneri şeklinde seçenekleri seçmek suretiyle oluyor. Mesela Fatih Belediyesi’nin FABİM’i (Fatih Belediyesi Bilgi İletişim Merkezi) var. Beyoğlu Belediyesi’nin, başka belediyelerin de var. Bunlar daha çok talep, öneri, şikayet gibi, mesela bir sokağın aydınlatmasıyla veya çöpün toplanmaması, bir parktaki oyun elemanının bozulması gibi konulara yönelik. Ama ben bunu da yine zorlamak istiyorum. Hem zorlayan hem de sadece bir şehrin sorunlarının bunlardan ibaret olmadığını, koruması gereken değerlerin olduğunu göstermek için ve dedim ya, kayıt altına almak için sıradan bir yurttaş olarak yapıyorum.
Kiraz: Kurulu tarıyorsun, başka?
İnanç: Belediyelerin faaliyet raporlarını tarıyorum. Mesela her yılın Nisan ayında faaliyet raporları onaylanır. Bu faaliyet raporlarında belediyeler bir yılda neler yaptığıyla ilgili bir karne verir. Ben de bu karneyi vatandaş olarak özellikle ilgilendiğim konularda gelişmeleri takip etmek ve öğrenmek için, sürecin hangi aşamada olduğunu görmek amacıyla tararım. Belediye meclis kararlarını da kurul gündemlerini de tararım. Kültür, Varlık ve Korunma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin (I, II ve IV numaralı) üç kurulunu takip ediyorum. Bir numaralı Kurul kendi yaşadığım ilçe olan Büyükçekmece’nin kurulu, iki numaralı Beyoğlu Şişli zaten, dört de Fatih ve Zeytinburnu.
Kiraz: Tarama sıklığın nedir?
İnanç: Genelde ay başından ay sonuna takip ediyorum, yani ay içerisinde iki kez bakıyorum. IV. Kurul’un gündemlerini acayip hızlı güncelledikleri için ona daha sık bakıyorum; ama I no’lu Kurul güncellemede daha yavaş. Bir de zaten I no’lu Kurul’un gündemi IV kadar yoğun olmuyor. Dolayısıyla biraz daha arkadan geliyor.
Kiraz: Görünmeyen emek derken ne kastettiğimi anladınız değil mi? Bu aşağı yukarı senin herhalde 2-3 gününü alıyor ayda.
İnanç: Tabii, haftamı alıyor.
Kiraz: Peki hangi kurumlara başvuru yapıyorsun? Belediyeleri saydın…
İnanç: Büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, valilikler… Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü var. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Koruma Bölge Kurulu Müdürlükleri var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na da başvuru yaptığım durumlar
oluyor. Mesela ecrimisillerle ilgili Milli Emlak’tan dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuruyorum.
Kiraz: Peki mesela İBB’ye başvurduğun zaman müdürlüklere ayrı ayrı mı başvuruyorsun?
İnanç: Şimdi Çözüm Merkezi’nde ilgili müdürlüğü ve daireyi seçme şansımız yok. Dolayısıyla orası kaydı alıyor, Halkla İlişkiler Müdürlüğü birimi de konuya göre ilgili müdürlüğe veya daireye yönlendiriyor.
Kiraz: Peki bir de bu kadar başvurunun takibi var.
İnanç: Evet, tabii ki takipleri var. Zaten başvurular kayıt altına alındıktan sonra size bir işlem ve başvuru takip numarası geliyor. Bir de güvenlik numarası oluyor. Bunlarla sorgulama yapıyorum. Bazen de dediğim gibi sonuç gelmediği veya yanıtın ekinin gelmediği durumlarda telefonla ilgili müdürlüğü arıyorum. Mesela Fatih Belediyesi’nde millet bahçesi projesi dilekçe yanıtında bu Mevlanakapı’daki millet bahçesinin ada parselleri yazmıyordu; 21 adet parsel bahsedilmiş ama bu ada parsellerin numaraları yoktu. Bana gönderdikleri dokümanda görüntüleyemediğim için, Plan ve Pojeler Müdürlüğü eki bana daha sonra maille iletti.
Ya da başvuru numaralarından sorguluyorum ya da da kurulları arayıp şöyle sorular yönlendiriyorum: Benim size gerek mail adresi, gerek kurum mailiyle, gerek Alo 176 veya da CİMER üzerinden kuruma yönlendirildiğini düşündüğüm veya kayıtlarınıza düştüğünü tahmin ettiğim, filanca başvuru vardı, konusu böyleydi… Acaba bununla ilgili süreç nedir? Hangi aşamada? Raportör atandı mı? İşte onunla ilgili değerlendirme ne aşamada? Sizce tahmini olarak kurum gündemine ne zaman gelir? Veya kurul gündemine alındıysa karar ne zaman gönderilir, tarafıma ne zaman ulaştırılır? Bir postaya verildiyse acaba yoldan kaynaklı bir şey mi var? Ya da benim tarafıma ulaşmadı. Ben kuruldan bunun bir fotokopisini alabilir miyim? Bu şekillerde takibini yapıyorum.
Bunların bazılarını tabii ki kamuoyuyla paylaşıyorum. Bazen de paylaşmıyorum çünkü bazı yanıtlar tatmin edici olmuyor. Ya da her soruya, her detaya yönelik başvuruya yanıt alamayınca, onların tamamlanmasını bekleyip daha sonra paylaşıyorum.
Kiraz: Bir Excel dosyan var herhalde, değil mi?
İnanç: Tam bir Excel değil de biraz dağınık biri olduğum için, alzheimer olmadığım sürece hafızamıza güveniyoruz.
Kiraz: Evet, ama bu kadar başvuruyu hafızanda tutup onların takibini yapıp sonra cevaplarını hatırlamak müthiş bir zeka bence. Bir de koordinasyon açısından da hangi kuruma neyi yaptığını filan bilmek de…
Yedikule Bostanlarına ilişkin Bilgi Edinme
Kiraz: Peki, Yedikule bostanlarıyla nasıl tanıştın?İnanç: Şimdi Yedikule bostanlarıyla ben biraz daha geç tanıştım. Temmuz 2013’te yolum kesişmedi. Ben zaten eskiden Yedikule’de oturuyordum, 6-7 yaşıma kadar, ilkokula kadar Yedikule’de doğup büyüdüm. O zaman Yedikule konakları yoktu. Bostanlar vardı ama ben bostanlar hiç böyle ilgimi çekmiyordu. Ben daha çok Yedikule sahiline inmeyi tercih ederdim. Çünkü bisiklet orada sürebiliyordum, orada park da vardı, Narlıkapı falan. Oralar çok güzeldi o zamanlar. Bu bostanları ailem biliyordu. Ama daha sonra bu 2013 Temmuz’unda Radikal Gazetesi’nde bostanlara yönelik kepçeyle böyle bir müdahalenin varlığından haberdar oldum.3

Bunun üzerine hem semtimde neler oluyor; epeydir de gitmediğim, uğramadığım, kapısını çalmadığım komşularımı, orada çevremdeki insanları görmek ve Yedikule’de ne değişmiş, neler olmuştu görmek adına bir merakla gitmiştim. Tabii o zaman kimseyi bulamamıştım. Muhtemelen o basın toplantısından sonra gittiğim içindir. Ama Eylül 2013’te Ahmet Atalık, Abdullah Aysu bir de Küçükçekmece Su Havzası’nı çalışan şehir plancısı Emrah Altınok’un konuşmaları vardı, ona gelmiştim. Ve orada, aslında meseleyi biraz öğrenmeye, neler olduğunu sormaya başladım. Daha sonra zaten Yedikule Bostanları Koruma Girişimi’nin bir mail adresinin olduğunu öğrendim.4 Sonra zaten gazeteci Elif İnce’nin davetiyle -belki başka arkadaşlar da olabilir, şu an hatırlayamadım- dahil oldum. 2014 diyelim. 2014’ten bu yana fiili olarak bostanları koruma girişiminin ve mücadelesinin bir parçasıyım. Hala da devam ediyorum, hep beraber devam ediyoruz.
Kiraz: Peki bu bölgede, bostanlar dışında takip ettiğin hangi konular var?
İnanç: Özellikle Kara Surları restorasyonu var. Bostanların da özellikle varlığını sürekli etkileyen bir konu olarak Kara Surları restorasyonu var. Bahsettik, işte bu Belgradkapı Ziyaretçi Merkezi 2024’te açıldı. Mevlana Kapı Ziyaretçi Merkezi var. Gerçi orada bostan yoktu ama orası 2022’de açılmıştı. Mesela bu ziyaretçi merkezlerinin yapıldığı, planlandığı alanlar hangi burçları kapsıyor; buradaki müdahaleler neler; buradaki kararlar üretilirken neler gözetildi ve nasıl alındı; bu kararları alan kurullardaki -belediyenin bilim kurulları var, danışma kurulları var- üyeler kim; bu kurul üyelerinin öncelikleri neler bu koruma planlamasında ve bu restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra buradaki bostanlar ne olacak sorusunu sürekli yöneltmiştim. Ve dönemin daire başkanı bu konudan dolayı beni zaten, potaya almıştı.
Başta aslında şunu öğrendim, tabii ki bu kayıtlı bir bilgi değil, sadece başta burada restorasyon tamamlandıktan sonra bostancılara verileceğini ama daha sonra genel sekreterlik düzeyinde diyelim, onun kararıyla bu fikirden vazgeçildiğini öğrendim. Burayı insanlara açmak adına bostanların söküleceğini, çimlendirileceği bilgisini öğrenmiştim. Tabii bu kararın tek bir kişinin veya bir kurumun tek başına aldığı bir inisiyatife dayandırılması bostan mücadelesi veren bizler açısından üzücü ve hayrete düşüren bir şey oluyor.
Kiraz: Ben bazı dilekçelerini okudum.Gelmeden bir daha okuduklarımın arasında kurul kararları dışında şöyle ifadeler var: yerelden birisinin söylediğine göre, mahalleden birisinin…
İnanç: Evet, şifahen aldığım bazı bilgiler var. Mahallede networkum da sağlamlaştı. Sonuçta insanlar birilerinin bir şeyleri takip ettiğini duyunca destek oluyorlar. Biz böyle uğraşmıyoruz ama uğraşan biri var gibilerden. Bu da size bilgi akışını sağlıyor. Mesela bu Yedikule Bahçe’nin yapıldığı alan. Oranın ben bostan olduğunu biliyordum ve orayla ilgili belediyenin bir karar ürettiğini, bir proje üzerine çalıştığını bilmiyordum. O zaman geldiğimde de, 2020’de oluyor bu pandemi zamanı, Fatih Belediyesi’nin Milli Emlak’tan burayı kiraladığını ve burada Yedikule Bahçe gibi daha çok ilkokul çocuklarına yönelik eğitim, biraz tarımı öğretmek, onlara sevdirmek amacıyla bir düzenleme yaptığını öğrendim. Ama bana bilgi ilk düştüğünde buranın hobi bahçesi olduğu söylenmişti. Buranın hobi bahçesine dönüşeceği kararı ne zaman alındı? O zaman alan kapatılmıştı ama bir müdahale yoktu. Bir müdahale olmadığından dolayı duyum şeklinde ifade etmiştim. Orada bir kepçe görsem, bir toprak yığıldığını görmüş olsaydım bunu tabii ki duyum olarak değil, alanda yapmış olduğum incelemeler, tespitlerle beraber işte burada bir toprak yığıldığını veya burada iş makinelerinin olduğunu veya burada bir değişiklik gözlemlediğimi, bunun neye dayandığını sorardım. Ama burada dediğim gibi bir duyum olarak yansıttım. Ve gerçekten de belediyenin yanıtı da bu duyumu doğruladı. Park Bahçeler Müdürlüğü buranın tarımsal amaçlı bir hobi bahçesine dönüştürüleceğini paylaştı. Zaten bunu Cumhuriyet’te de haberleştirmiştik.5 Orası sur içinde bir bostan. Biz sadece Sur hattındaki bostanları görüyoruz ama yine böyle mahallelerin içlerinde bir iki tane de olsa bostan var. Hatta Zeytinburnu tarafında da var. Mesela Balıklı Rum Hastanesi’nin bir bostanı vardı. Orayı rahmetli Recep Erarslan söylemişti, Balıklı Rum Hastanesi’nde bir buçuk dönüm büyüklüğünde bir bostan var diye. Aslında o hastanenin içindeki yol yapılmadan önce de Yedikule’ye kadar, Marmaray’ın oradaki Belgradkapı yoluna kadar inen bir bostandan söz ediliyormuş. Ama ne yazık ki o bostandan kala kala bir buçuk dönüm kalmış. Pandemiden sonra tekrar gittiğimde o bostan yoktu.
Kiraz: Peki Yedikule’de çok farklı kurumlar var. Müze bir aktör, İBB, Fatih Belediyesi, Vakıflar var, kurul bir aktör.
İnanç: Maliye hazinesi var. Hazine var.
Kiraz: Bu farklılık içinde nasıl hareket ediyorsun? Bu kurumlar arasında farklılıklar, çatışmalar var mı?
İnanç: O çatışmaları gelen yanıtlar üzerinden bazen tahmin edebiliyorum ama doğrudan şöyle bir çatışma vardır diyemem. Yazılı olan bir şey üzerinden konuşmam daha doğru olur. Sur hattında ilçe belediyelerinin müdahil olma durumları pek yok çünkü burada ilçe belediyelerinin pek parseli yok. Mesela Zeytinburnu Belediyesi’nin hiçbir sur parseli yok. Fatih Belediyesi’nin olduğu bir parsel var, 1166 adet 35 parsel sanırım. Yine Ayvansaray’a
doğru belediyelerin bir parseli yok bildiğim kadarıyla. Ama daha çok burada zaten İBB, Maliye Hazinesi ve Vakıflar ağırlıklı bir mülkiyet durumu var.
Ben bu mülkiyet durumunu yüksek lisans araştırmam esnasında öğrendim. Hangi parselde bir müdahale, bir problem varsa mülkiyet sahibini bildiğim için o kuruma doğrudan soru yöneltebiliyorum. Bazı kurumlar böyle bir karar alınmadığını, bunun ilgili belediyesine sorulması gerektiği yönünde bilgilendirme yapıyor. Topu birbirine attıkları durumlar var. Mesela burada bu moloza gömülen bostanla alakalı top aslında İBB’ye atılıyor ama sadece İBB’nin değil orada başka mülkiyetler de var. İşte bu İsmail Paşa Bostanı’nın bir parseli İBB’ye ait, bir parseli de vakıflara ait. Burada sadece İBB’nin bir proje geliştirmesiyle, buraya bir yaklaşım üretmesiyle olacak bir şey değil. Sonuçta burada mülkiyet sahibi diğer kurumların, diğer paydaşların da muvafakatı alınacak. Ana çatı İBB olsa da süreci bütüncül bir bakışla beraber yürütmeleri ve bu koordinasyonu sağlamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bunu her zaman talep ettik.
Kiraz: Dolayısıyla mekandaki yetkinin kimde olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek gerekiyor değil mi? Hangi belediye, vakıflar mı? Biz bir arazi diye, bir bostan diye bakıyoruz ama sen orada yetki sınırlarına göre bakıyorsun.
İnanç: Tabii arka planda bir sürü kurum var, bir sürü karar alıcı ve karar uygulayıcı var. Bunların nasıl çalıştığını, hangi noktalarda nerede durduklarını öğrenmek ve görmek gerekiyor. Bunun için dediğim gibi yazılı olarak birçok başvuru yapıyorum. Birebir görüşme şansımın olduğu durumlar olsa da yine de hem kamuoyuna duyurmak hem de bunu bir belge haline getirmek amacıyla bu tür başvuruları sıkça yaparım.
Örnek Vakalar: Kentsel Tarım Projesi ve Veledi Karabaş Mahallesi’nde bir bostan
Kiraz: Başvurular dışında bir de telefon görüşmelerin var. Örnek vakalar üzerinden geçecek olursak, bu İsmailpaşa Bostanı’nda Yiğit Ozar’ın söz ettiği, Kentsel Tarım konseptiyle ikinci bir proje hazırlandı, 2017’de.6 Sen oradaki evrak takibini anlatabilir misin? Çünkü gelen bilgi yetmiyor, kurumu arıyorsun.
İnanç: Proje müellifleri var. Proje müelliflerine yazılı olarak verilemiyor. Dolayısıyla bunları telefonla öğrenmeye çalışıyorum. En azından bunun yazılı olarak bilgisi verilemeyecekse şifahen öğrenirim diye hareket ediyorum. O durumlarda genelde kurumlara gitmeye çalışıyorum. Gitmiştim Kasımpaşa’daki binaya, Kültür Varlıkları Daire Başkanlığına. O zaman onlar demişti ki, aslında tüm sur hattında böyle bir fikir projesi üzerinde çalışmışlar. Bilmiyorum şu anki yönetim, o fikir projesi ne durumda, nasıl yaklaştıklarını bilmiyorum. Ama aslında tüm Kara Surları’nın çalışıldığını söyledi. Yani üretilmiş bir fikir projesi var ve bu proje hiç paylaşılmadı. Acaba bu fikir projesi tıkandı mı, nerede tıkandı onunla alakalı bilgi alamadım. Ama Kara Surları’nın bütünün çalışıldığını ve bir fikir projesi olarak tüm sur hattının ele alındığını, oradaki sorunların tespitinin yapıldığını, ona yönelik daha çok tasarım odaklı bir proje üretildiğini ben görmüştüm. Paftaları dahi görmüştüm. Ama dediğim gibi bu Yedikule bostanları üzerine gelişen ikinci proje.
İlki, Fatih Belediyesi’nin üzerine moloz döktüğü, dönemin İBB’siyle beraber orada yapmaya çalışılan 2009-2013 tarihli kurul kararlarıyla uygulanan projeydi. Ama daha sonra, Kasım 2014’te Kadir Topbaş’ın planı veto etmesi ve ilçe meclisine iadesiyle orada süreç askıya alınmış ve durmuştu. 2017 yılında yine habersiz bir şekilde Yedikule Bostanları üzerine yeni bir proje geliştirildi. Ve bunun kentsel tarım konsepti ile beraber buradaki bostanların bahçecilik kültürünün yaşatılacağı, alanın üçte birinin kent bahçesi, hobi bahçesi olarak düzenlendiği anlaşıldı. Bunların yanında tabii ki karma kullanımlar ve bir de süs havuzu var. Bunları da her zaman her projede görürüz mutlaka, taktikseldir; çünkü projeleri üreten ofisler var. Bunlar da o kurumların neye olur verdikleri, neyi olmaz gördükleriyle alakalı taktikler geliştiriyor. Yani neden oradan o su havuzunun geçtiğiyle alakalı düşünceli bir cevap olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki orada steril peyzaj ürettiklerinin, bir rekreasyon alanı ürettiklerinin farkındayım. Yine de süs havuzunun özellikle oradan geçirilmesinin sebebinin ben taktiksel olduğunu düşünüyorum. Çünkü Fatih Belediyesi’nin duyurusunu yaptığı, tanıttığı projede de aynısı vardı. Bazı onaylanmış öğeler projeler silsilesinde devam ediyor. Orada bir su varlığı mı vardı? Siz neden onu oraya koydunuz sonuçta? Etrafında ağaçlar, oyun elemanları, yürüyüş alanları, spor parkurları düşünüp daha sonra orada öyle bir su öğesinin neden olduğu ile alakalı bir cevap alamazsınız. O oradadır, çünkü ilk projede de vardır, bu devam ettirilir ofisler tarafından. Ve bunların nasıl üretildiği, arka planında nasıl bir düşünce olduğu hiçbir zaman paylaşılmaz.
Kiraz: Peki, sen az önce söz ettin. Sur içinde de bostanlar var. Bir kısmıyla, mesela o hobi bostanına çevrilen bostanla ilişkimiz vardı. Ben de gitmiştim. İçinde kovanlar vardı, bir şelale vardı galiba. Oldukça yetkin bir bostandı. Ancak bizim kaçırdığımız bostanları, İnanç buluyor. Bunlardan bir tanesi de Veledi Karabaş Mahallesi’ndeki bir bostan. Ben hala tam yerini anlamış değilim.

İnanç: Onu gösteririm parselden. Veledi Karabaş Mahallesi konum olarak Mevlana Kapı ile Silivri Kapı arasında mahalle içerisinde iki nokta var. Bir tanesi de Mevlana Kapı Öğrenci Yurdu’nun, Kız Öğrenci Yurdu’nun olduğu nokta. Orası da 1409 ada 9 parsel. O sorduğun galiba 1409 ada 14 parsel olan. 1409 ada 9 parsel, 7.927 metrekare büyüklüğündeydi. Orada da bostanla beraber bir apartman vardı ve ne yazık ki, aslında Yedikule Bostanları Mücadelesi’nden biraz daha önce kaybedilmiş bir bostandı. Yazık ki onu göremedik.

Kiraz: Sen onun varlığını nasıl öğrendin?
İnanç: Varlığını bir yazıyla öğrendim ama hangi yazıyla olduğunu hatırlamıyorum. Muhtemelen Aleksandar Shopov’un bir yazısıyla öğrendim diye düşünüyorum. Ya da ben zaten sürekli Google Earth’ten de hava görüntülerinden taramalar yaparım. Zaten yüksek lisans tezimi yazarken 2001 ve sonrasına odaklanmıştım. Dolayısıyla çeşitli yıllardaki hava görüntülerini, uydu fotoğraflarını karşılaştırarak oradaki dokusal değişimi görüyorsunuz zaten. O gördüğünüz yeşil leke, belki bir bostan lekesi, belki bir park lekesi olabilir. Sorarak bu lekenin ne olduğunu daha sonra hem yerine giderek hem de orada yaşayan birkaç kişiyle temas kurarak öğrenmeye çalıştım. Orasını hem öyle öğrendim, hem de dediğim gibi muhtemelen Aleksandar Shopov’un bir yazısıyla öğrendim. Çünkü orada incir ağaçlarından, armutlardan bahsediyordu. Yani bitki varlığından, bitki örtüsünden onun bostan olduğunu tahmin ettim. Kaldı ki zaten Google hava görüntüleri de, uydu fotoğrafları da bunu destekliyordu. Zaten bir de şu var: tapu parsel sorgulama da arazinin niteliğini yazıyor. Bostan ve kagir ev gibi böyle tanımlamalar da var. Bunlar da aslında muazzam. O yüzden tapu parsel sorgulama da böyle künye açısından arazinin kullanım türünü gösteriyor bazı örneklerde.
Kiraz: İlk çalışma yöntemine tapu parsel de mi giriyor o zaman?
İnanç: Evet bazen böyle parsel parsel bu şekilde koordinatlı bakıyorum. Özellikle tapu kayıtlarında da tanımlanan tür işte. Hani bazen bostan artı işte bir kagir müştemilat veya bostan artı apartman, bu şekilde tanımlar oluyor ya. O tanımlar da, imar planları da, bunlar da… Tabii ki imar planlarında bostan, lejant olmadığı için park ama… Park olan yerlere bilhassa bakıyorum. Çünkü o yeşilden önce başka hangi yeşil vardı orada? Sürekli park olmayacağını düşünüyorum. Çünkü mesela otoparklara da bakmaya başladım. Mesela bu Karabaş’taki otopark 2005’e kadar bostanmış. 2005’den sonra otopark olmuş [yukarıdaki 2007 tarihli Google Earth görüntüsünde gözüküyor]. Fatih’te zaten birçok otopark aslında geçmişte bostan. Lalezar Otoparkı diyor, aslında orası bir bahçeymiş. Mesela şu an Silivrikapı Spor Köyü’nün olduğu alan, Hisaraltı Caddesi. 1298 ada 15 parsel, orası da 25.741 m² büyüklüğünde. Aslında bir özel vakıf mülkü, Türkiye Hayırlılar Vakfı. Ben bu vakfın kim olduğunu hala öğrenemedim ama burası özel vakfın mülkiyetinde. Belediyelerin bu tür proje üretilmesinde her zaman öne sürdükleri sebepler güvenlik, çöküntü alanı olması gibi sorunlardır. Dayanaklarını, toplumdaki meşruiyetlerini bunun üzerinden kuruyorlar. Ben bunu CHP’li meclis üyelerine sordum Fatih’tekilere. Dediler ki orada bir kadın öldürülmüş. Zaten Yedikule Bostanları’nda da, bu İsmail Paşa Bostanı’nda da… Sarai Sierra cinayetine dönemin belediye başkanı Mustafa Demir her fırsatta atıfta bulunuyordu. Oysa Sarai Sierra Marmara
Surları’nda, Cankurtaran tarafında öldürülmüştü. Çeşitli kriminal olaylar üzerinden toplumda belli arazilerin dönüştürülmesine yönelik bir meşruiyet sağlama tavrı var. Çünkü siz burada bir müdahalede bulunuyorsunuz ama o müdahalenin bir hikayesi olması gerekiyor. Bunu sunarken, vatandaşa bunu anlatırken özellikle burada en çok kullanılan temalar cinayet ve güvenlik.
Kiraz: Bu yeni yapılan Belgradkapı’daki Ziyaretçi Merkezi’ni ziyaret ettiğimzde oradaki güvenlik görevlisi eskiden buraların uyuşturucu ticaret alanı olduğunu söyledi.
İnanç: Şimdi onun doğru olduğu noktalar var, ama bunun yolu ve yöntemi böyle olmamalı. Evet, surlarla ilgili yer yer bir güvenlik problemi var güvenlik sorunlarını bostanların yarattığını ima etmek hiç mantıklı değil. Güvenlik problemi güvenlikle, çevre adaletiyle çözülür. Yani bir tasarım veya koruma planlamasının sorunu olamaz. Tabii ki burayı bostandan başka bir şeye dönüştürmek oranın güvenli olduğu anlamına gelmez. Mesela Yedikule sahili var. Orada da belli saatlerde yine problem yaşıyorsunuz, orası da çimlendirilmiş dolgu alan. Orada ışıklarda ben bir tinerci tarafından sıkıştırılmıştım. Dolayısıyla orayı çimen de yapsanız, ağaç da koysanız tamamen halka açıyoruz deseniz, kamera da koysanız, oranın tek başına korunması ve güvenliğin çözülmesi için yeterli değil bunlar.
Kiraz: Bir de Mevlevihane Bostanı var. Orayla nasıl tanıştın?
İnanç: Mevlevihane Bostanı. Orayla tanışmam muhtemelen Dursun Kaplan vesilesiyle oldu. Tam tezi bitirmeye yakın öğrendim varlığını. Tam da photoshop ile paftaları düzenlemiştim. Bir tane daha gözümden kaçmış. Zeytinburnu tarafına çok bakmıyordum, daha çok Fatih-Sur hattına. Ama Zeytinburnu’nda da böyle bir bostanın varlığından haberdar oldum. Sene 2018. Mülkiyeti şahıslara ait ve o zaman şahıslar ve TOKİ arasında bir dava varmış. Bu davanın da detaylarına çok vakıf olamadım. Daha sonra ben oranın tam nerede olduğunu gidip öğrenmeye çalıştım. Yenikapı Mevlevihane’sinin harem kısmına bakan tarafında yer alıyor. 2965 ada 35 parsel. Sonra buranın 2965 ada 44 parsel olarak numarası değişiyor. Yol alanıyla beraber büyütülüyor. Orası da yaklaşık 4 dönüm büyüklüğünde bir alan diyebilirim, Mevlevihane’ye gelir sağlamak amacıyla yapılıyor. Mevlevihane yapım yılı 1598. O zaman da dönemin bir sadrazamı, adını hatırlayamadım, onun dergah için satın alıp bağışladığı bir arsa. Orada bostancılık yapılıyor. Yapılan bostancılık hem dergaha bir gelir amacıyla, hem çevreyi bir şekilde bayındır hale getirmek amacıyla yapılıyor.
Zaten çeşitli sadrazamların, dönemin devlet yöneticilerinin, çeşitli arazileri alarak bunları vakıflar aracılığıyla bostan olarak işletip gelir kaynağı oluşturduğunu biliyoruz. Aleksandar Shopov çalışmalarında bu bölgede Süleymaniye Vakfı’na gelir sağlayan bostanlar olduğunu yazar. Mevlevihane’ye dönecek olursak, bu bostan günümüzde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Ancak o bostanla ilgili de Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin ürettiği bir proje var. Kampüsün bir parçası olarak atölyeler koyulacakmış. Oranın 2020’de kurul onayından geçtiği bilgisini edindim ama Zeytinburnu Belediyesi tarafıma verdiği yanıtta bir ruhsat verilmediğini, herhangi bir inşaatın şu an olmadığını söylemiş ancak böyle bir kurul kararının varlığını teyit etmişti. Oranın tapu kayıtlarında bir şerh var: korunması gerekli, birinci derece kültür varlığı şerhi. Bunun kısıtlayıcı bir not olduğunu düşünüyorsunuz ama bir taraftan da kuruldan böyle bir yapı projesi geçiyor. Tamam, alan büyük değil. Orada surlara komşuluğundan dolayı, tampon bölgede de olması sebebiyle yükseklikleri, kontur, gabarileri de ona göre gözetiliyor. Ama bir taraftan da tapuda böyle bir şerh varken bu proje nasıl onaylanıyor? Bu soruyu sorduğunuzda bu kurul kararının ilgili mevzuatlar dahilinde alındığından söz ediliyor. O zaman bu şerhin bağlayıcılığı nerede? Ne yazık ki peyzaj özelinde bir şerh olmuyor. Sadece yapılar varsa o yapılarda. Bostanın bir kuyusu var mesela orada, baraka zaten yeni yapılmıştı.

Kiraz: Bostan duruyor mu orada?
İnanç: Bostan duruyor, evet. Bir dahaki ziyaret noktamız.
Kiraz: Saymadığın kurumlar arasında Tarım Bakanlığı var. Tarım Bakanlığı’na İstanbul içinde kalan bostanlarla ilgili bir başvuru yapmıştın. Onu da anlatır mısın?
İnanç: Yedikule bostanlarıyla ilgili 2013’te Fatih Belediyesi’nin yaptığı bir projeden bahsetmiştik. Daha sonra 2014’te süs havuzunun temel kazısı yapılmıştı. O zaman dönemin Tarım Bakanı Yedikule bostanlarının tarım dışı alan olduğunu, burada bir tarım yapılmadığını söylemişti. Ben de “peki tarım yapılmadıysa burada İstanbul’da kent içerisinde tarım yapılan kaç tane bostan var” gibi bir soru yöneltmiştim. Ama ne yazık ki cevapta da zaten şöyle yazıyordu: “İlgili başvurunuza belirtmiş olduğunuz alanın yine tarım alanı olmadığını ve bahse konu alanla ilgili bilgilere belediyeler üzerinden ulaşılabileceğini…” Kent içi tarımla ilgili zaten hiçbir yasal düzenleme, hiçbir mevzuat yok ve tarım alanları zaten özellikle kentin çeperi dediğimiz Silivri, Çatalca, Büyükçekmece, Şile, Beykoz gibi alanlarda. Ama kent içerisinde kalmış ve bir şekilde – resmi belgelerde başka fonksiyonlar ve tanımlamalar olsa da- varlığını devam ettiren alanlar ne yazık ki Tarım Bakanlığı’nın kayıtlarında yok. Resmi belgede burası tarım alanı olarak tanımlanmamış. Kurulda, imar planlarında, koruma amaçlı imar planlarında da burası tarım dışı alan. Yani “park”.
Mesela şu anki Fatih İlçesi’nde koruma amaçlı imar planları 2011, 1/5000’lik planlar var Büyükşehir’in yaptığı. Bir de 2012 koruma amaçlı uygulama imar planları var. Bunları ilçe belediyeleri yapıyorlar. Mesela bu son yürürlükteki imar planlarından önceki koruma amaçlı imar planlarında, 2004-2005 imar planlarında bostanların tarımsal alan niteliğine vurgu vardı. Tarımsal alan niteliği korunacaktır şeklinde bir plan notu vardı.7 Ama bu son imar planlarıyla beraber tematik yeşil alana dönüştürüldü. Ve buradaki bostanların tarımsal karakteriyle korunacağına yönelik vurgu da kalkmış oldu. Bu vurgu en azından planlarda tarımsal karakterinin varlığını koruyordu. Surlarla beraber oluşan o dokunun tarımsal niteliğine bir atıftı. 2018 alan yönetim planında o atıf kalktı ve artık bu alanlar güncel imar planları ve plan notlarında tematik yeşil alan olarak kurgulanıyor.
Bediz: Piyalepaşa’yı da bu çerçevede düşünebilir miyiz? Orada bir proje yürütülüyordu, İBB’nin Tarım Dairesi de orada işin içindeydi ama sonra orası başka bir daireye devredildi. Tarım Dairesi tamamen oradan çekilmiş oldu, değil mi? Park bahçelere devredildi.
İnanç: Ama orada imar planları özelinde… Öyle bir vurgu yok.
Yiğit: İnanç, alan yönetim planı üzerinden tanımladı.
Katılımcı: Burada İnanç’ın söylemek istediği vurgu şununla ilgili, Park diye üzerine yazıldığı zaman, en basit anlamıyla, o beş yıl içerisinde kamulaştırılması gereken bir alana dönüşüyor. Hatta beş yıl içerisinde kamulaştırılması da başka, yani mülkiyet açısından kamulaştırılması, el atma davaları da konu olması anlamına geliyor. Yani park demek kamusal düzenleme ortaklık payına dahil edilmesi demek. O bütün o müdahale şekillerinin dışında bir şey.
İnanç: Sadece parklar değil, işte camilerde, diğer donatılar için de bu geçerli.
Onur Güngör: Sorduğunuz tüm soruları, aldığınız tüm cevapları internete koyabiliyor musunuz? Öyle bir hakkınız var mı? Şuna cevap geldi, şuna yanlış cevap geldi falan. Bilgiyi paylaşabiliyor musunuz? Tüm kamuoyu bilsin. Kim cevap vermiyor, kim dikkate almıyor falan.
İnanç: Onu sosyal medyada paylaşıyorum ama her kararı, her durumu değil.
Onur: Bir blog olur, bostanlarla da alakalı bir bölüm olur mesela.
İnanç: Ben bloglara çok ulaşıldığını düşünmüyorum.
İnanç: Teşekkür ederim herkese.
* Bu atölye, Mekanda Adalet Derneği’nin (MAD) ile Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Derneği (DKVD) iştirakiyle Bediz Yılmaz, Kiraz Özdoğan ve Suna Kafadar danışmanlığında CultureCIVIC Kültür Sanat Hibe Programı desteğiyle yürüttüğü “Yedikule Bostanları ve Hevsel Bahçelerini Bir Arada Düşünmek: İstanbul ve Diyarbakır’da Tarımsal Kültür Mirasını Geleceğe Nasıl Taşımalı?” başlıklı proje kapsamında düzenlenmiştir.
- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4982&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
- https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6698&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
- Elif İnce ve İdris Emen’in “1 Bostan 3 Proje” (20.08.2013) başlıklı haberi daha sonra ödül aldı. Radikal arşivi olmadığından şu siteden haber yazısına ulaşılabilir: https://www.peyzajmimoda.org.tr/icerik/bostandan-3-plan-cikti-radikal-20-08-2013-4867
- yedikulebostanlari@gmail.com
- Ocak, H. (27.04.2020) “Bir değer yok ediliyor Tarihi Yedikule Bostanı hobi bahçesine dönüştürüldü.”https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/bir-deger-yok-ediliyor-1735326
- https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tarihi-yedikule-bostanlari-planlara-islendi/1066004
- “Fatih İlçesi Kentsel Sit Alanı 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda, 1. Derece Koruma Bölgesi içinde değerlendirilen İstanbul Kara Surları Bölgesi için alınan kararlar şu şekildedir: İstanbul Kara Surları su hendeklerinde kısmi arkeolojik araştırma kazısı yapılabilir. Su hendeklerinde peyzaj düzenlemesi yapılarak surlar ile bir bütün olarak korunacaktır. Sura bitişik alanlardaki 1875 tarihli haritada yer alan günümüze kadar mevcudiyetini devam ettiren bostan alanları korunacaktır.”
