Mekanda Adalet Derneği’nin temel çalışma alanlarından biri çevre adaleti. 1980’lerde ABD’deki Warren County, Kuzey Karolina’da inşa edilmek istenen bir atık depolama sahasına karşı yapılan protestolar sırasında çevre adaleti kavramı ilk kez gündeme geldi. ABD genelinde zehirli atık depolama alanlarının siyahların yaşadığı yerlerde yoğunlaştığının, bu atıkların zararlı etkilerinden siyahların çok daha fazla ve kötü biçimde etkilendiğinin belgelenmesiyle tartışma genişledi. Çevreyle ilgili fayda ve riskleri sosyal, ekonomik ve siyasal adaletsizlikler ve eşitsizliklerin bir yansıması olarak gören çevre adaleti, eşitsizlikleri sürdüren yapıları ortadan kaldırmayı, tüm canlılar için daha sağlıklı ve yaşanabilir bir çevreyi savunmayı amaçlar.

Atıkla ilişkili süreçler de çevre adaletsizliklerinin tezahürleri arasında. beyond.istanbul’un bu sayısında atığa odaklanıyoruz. Çoğunlukla “istenmeyen” bir ürün olan atığın nerede depolandığı, nasıl bertaraf edildiği, atıkla ilgili “pis” işleri kimin yaptığına bakmak bize çevre adaleti kavramını somutlaştıran örnekler sunuyor. Bir yerin atık sorununu çözme şekli, başka bir yerin ekolojik yıkımı olabiliyor. Örneğin Çorlu-Çerkezköy hattındaki organize sanayinin atıkları, civarda yaşayanlar için devasa bir halk sağlığı meselesi ve Marmara Denizi için müsilaj sorunu hâline gelebiliyor. Avrupa ülkelerinin istemediği plastik atıklar, Adana’da çevre felaketine neden olabiliyor. Atığı ekonomik, ekolojik, politik, hukuki pek çok boyutuyla düşünmek mümkün.

Konuk editörlüğünü Sedat Gündoğdu’nun yaptığı “Mekânda Adalet ve Atık” sayısı, atığın politik ekolojisine derinlemesine bakmamıza fırsat veriyor. İnsan dışkısından nükleer atığa, kimyasal atıklardan moloza, plastikten asbeste, madenden tekstil atıklarına, atık ticaretinden çöp sömürgeciliğine konuyu çokkatmanlı bir şekilde ele alıyor. 

Yayını titizlik ve özveriyle hazırlayan Sedat Gündoğdu başta olmak üzere katkıda bulunan yazarlara ve emek veren bütün arkadaşlarımıza içten teşekkürler. Atıkla ilgili tartışmalara katkı sunması ümidiyle…

Mekanda Adalet Derneği’nin temel çalışma alanlarından biri çevre adaleti. 1980’lerde ABD’deki Warren County, Kuzey Karolina’da inşa edilmek istenen bir atık depolama sahasına karşı yapılan protestolar sırasında çevre adaleti kavramı ilk kez gündeme geldi. ABD genelinde zehirli atık depolama alanlarının siyahların yaşadığı yerlerde yoğunlaştığının, bu atıkların zararlı etkilerinden siyahların çok daha fazla ve kötü biçimde etkilendiğinin belgelenmesiyle tartışma genişledi. Çevreyle ilgili fayda ve riskleri sosyal, ekonomik ve siyasal adaletsizlikler ve eşitsizliklerin bir yansıması olarak gören çevre adaleti, eşitsizlikleri sürdüren yapıları ortadan kaldırmayı, tüm canlılar için daha sağlıklı ve yaşanabilir bir çevreyi savunmayı amaçlar.

Atıkla ilişkili süreçler de çevre adaletsizliklerinin tezahürleri arasında. beyond.istanbul’un bu sayısında atığa odaklanıyoruz. Çoğunlukla “istenmeyen” bir ürün olan atığın nerede depolandığı, nasıl bertaraf edildiği, atıkla ilgili “pis” işleri kimin yaptığına bakmak bize çevre adaleti kavramını somutlaştıran örnekler sunuyor. Bir yerin atık sorununu çözme şekli, başka bir yerin ekolojik yıkımı olabiliyor. Örneğin Çorlu-Çerkezköy hattındaki organize sanayinin atıkları, civarda yaşayanlar için devasa bir halk sağlığı meselesi ve Marmara Denizi için müsilaj sorunu hâline gelebiliyor. Avrupa ülkelerinin istemediği plastik atıklar, Adana’da çevre felaketine neden olabiliyor. Atığı ekonomik, ekolojik, politik, hukuki pek çok boyutuyla düşünmek mümkün.

Konuk editörlüğünü Sedat Gündoğdu’nun yaptığı “Mekânda Adalet ve Atık” sayısı, atığın politik ekolojisine derinlemesine bakmamıza fırsat veriyor. İnsan dışkısından nükleer atığa, kimyasal atıklardan moloza, plastikten asbeste, madenden tekstil atıklarına, atık ticaretinden çöp sömürgeciliğine konuyu çokkatmanlı bir şekilde ele alıyor. 

Yayını titizlik ve özveriyle hazırlayan Sedat Gündoğdu başta olmak üzere katkıda bulunan yazarlara ve emek veren bütün arkadaşlarımıza içten teşekkürler. Atıkla ilgili tartışmalara katkı sunması ümidiyle…

DÖN