David Mark, Pixabay

2018 yılının başlarında ülke genelinde sokaklarda ölen insanlar hakkında çıkan bir dizi yerel habere rastladım. Her haber tek bir vakaya odaklanıyordu ve her seferinde kamuoyu, bunun dünyanın en zengin ülkelerinden birinde yaşanıyor olmasına dehşetle tepki veriyordu. Ancak kimse bu haberleri birbirine bağlamıyor ve büyük resme bakmıyordu. Bu durum, haberleri okuduktan çok sonra da aklımda kalmaya devam etti.

Aslında bazı açılardan bu haberler o kadar da şaşırtıcı olmamalıydı. İngiltere’de evsizlerin sayısı yıllardır artıyor. 2010 ile 2018 yılları arasında ülkede sokakta uyuyanların sayısı %169 arttı. Yani daha fazla insanın evsiz yaşadığını biliyorduk, ancak bu haberler bana daha fazla insanın evsiz ölüp ölmediğini düşündürttü. Çok basit bir soruydu ya da ben öyle sandım.

Haftalar sonra hâlâ aradığım yanıta ulaşamamıştım. Evsizken ölenlerin sayısına ilişkin verilerin olabileceğini düşündüğüm herkesle iletişim kurmaya çalıştım: merkezi hükümete bağlı daireler, belediyeler, hastaneler, polis, adli tıp. Her defasında bana “O verileri biz tutmuyoruz ama tutan birileri var,” dendi. Ancak tüm bu aramaları yaptıktan sonra kafama dank etti… Kimsede bu veriler yoktu, çünkü kimse onları saymıyordu.

Ne yapmam gerektiğini o anda buldum: Birleşik Krallık’ta evsiz olarak ölen herkesin kaydını tutmaya çalışacaktım. Yerel Büro isimli bir projede Araştırmacı Gazetecilik Bürosu’nda çalışıyorum. Ülke genelinde binden fazla yerel gazeteci, yurttaş ve teknoloji uzmanından oluşan bir ağı koordine ediyoruz. Ölümleri araştırırken bu ağ sahadaki gözüm, kulağım ve kolektif olarak etkili bir gazetecilik projesinin parçası oldu.

Ölümleri saymaya başladığımız tarihi geriye çekmeye karar verdik ve 1 Ekim 2017’den başlayarak 30 Mart 2019’da bitirdik. Bu 18 aya çok sayıda isim, iki kışlık ölüm sığdı. Uzun ve zorlu bir süreçti. Ölenlerin aileleriyle, aile hekimleriyle, yardım kuruluşu çalışanlarıyla görüşmek üzere ülkeyi dolaştım. Cinayet davalarına ve soruşturmalara katıldım. Aileler sevdiklerinin yasını tutarken ben cenaze törenlerinde sessizce oturdum. Kısa sürede çok sayıda isim ve ayrıntı topladık.

Projemizi sosyal medyada #sayılmalarınısağlayın (#makethemcount) etiketiyle başlattık. Ancak bu bir veri egzersizinden fazlasıydı. Yaşamlarını ve ölümlerini hakkaniyetle anabilmek için elimizden geldiğince çok kişinin adını ve yüzünü yayımlamaya çalıştık. Böylece bildiğimiz detayları içeren (güvenli ve saygılı bir şekilde) ve düzenli olarak güncellenen bir sayfa yaptık.

Nihayet ilerleme kaydediyorduk! Proje başladıktan birkaç ay sonra Ulusal İstatistik Ofisi’nden (ONS) bir analist benimle iletişime geçti. Ölü sayılarına dair resmi veri üretmek istiyorlardı ve bizim erişimimizin olmadığı zengin bir veri havuzuna sahiplerdi: ölüm belgeleri. Ancak ne yapmaları gerektiği konusunda çok da emin değillerdi. Biz de veritabanımızı ONS’ye açtık ve onların sağlam bir metodoloji geliştirmesine yardımcı olduk. Aralık 2018’de evsiz ölümlerine dair ilk resmi istatistikleri ürettiler. Birkaç ay sonra hem Büro hem de ONS, Kraliyet İstatistik Derneği’nden ödüller kazandı.

Süreç boyunca evsizlik ve bu soruna neden olan şeyler konusunda çok şey öğrendim ve bu çalışmayı Haziran 2020’de Picador’dan basılacak olan No Fixed Abode [Kalıcı Meskeni Yoktur] adlı kitapta toparladım.

Aşağıdaki metin bir yıl boyunca süren uzun araştırmamıza dair ürettiğimiz son temel makale. O dönemden bu yana konut sektörü ve evsizlere sağlanan destek konusundaki yetersizlikleri araştırıyoruz ve insanların neden ve nasıl evsiz kaldığını ortaya koymaya çalışıyoruz.1

Evsizlerin üçte biri tedavi edilebilir koşullarda ölüyor

Yeni yapılan önemli bir araştırmaya göre evsizlerin üçte biri tedavi edilebilir koşullarda ölüyor, bu da yüzlerce insanın ölümünün engellenebileceğini ortaya koyuyor.

University College London’ın (UCL) yaptığı ve özel olarak Büro’yla paylaştığı araştırma ayrıca evsiz insanların bazı sağlık problemlerinden ölme ihtimalinin, en yoksul kesim içerisinde yer alan ama yaşayacak bir evi olan insanlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor.

Evsiz Ölmek isimli projemizdeki son sayıma göre son 18 ayda İngiltere’de her hafta ortalama 11 evsiz ölüyor. Ekim 2017’den bu yana olan verileri topluyoruz ve sokaklarda veya geçici konaklama yerlerinde ölenlerin hikâyelerini aktarıyoruz; şu âna kadar ölenlerin sayısı 796. Yaşını bildiğimiz insanların dörtte birinden fazlası 40 yaşın altında.

Birçok kişi evsizlerin genellikle hipotermi veya uyuşturucu ve alkol doz aşımlarından öldüğünü düşünse de, UCL’nin son araştırması evsizlerin çoğunun hastalıktan öldüğünü gösteriyor. UCL’nin araştırdığı ölümlerin yaklaşık üçte biri tüberküloz, zatürre ya da mide ülseri gibi tedavi edilebilir hastalıklardan kaynaklanıyor.

Tony B, Pixabay

Şubat 2018’de 48 yaşındaki Marcus Adams hastanede tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı yıl Londra’da 21 yaşındaki Faiza, çoklu ilaca dayanıklı tüberkülozdan yaşamını yitirdi. 2017’de Noel’den hemen önce 48 yaşındaki eski asker Darren Greenfield, hastanede enfeksiyon ve inme sonucu öldü. Ordudan ayrıldıktan sonra yıllarca sokaklarda yaşamıştı.

Crisis’in İdare ve Dış İlişkiler Sorumlusu Matthew Downie, “Savunmasız durumdaki bu kadar çok insanın tamamen tedavi edilebilir durumlar nedeniyle hayatını kaybettiğini bilmek yürek parçalıyor” diyor. Downie, hükümetin, tüm evsiz ölümlerinin soruşturulduğu ve gerekli derslerin çıkarıldığından emin olması gerektiğini söylüyor: 

Ancak neticede 800 evsizin ölmesi kabul edilemez—kimsenin son günlerini başını sokabileceği güvenilir bir çatı olmadan geçirmeyeceğini güvence altına alabilecek çözümlerimiz var. Evsizliğin kökenindeki sorunlara müdahale ederek, örneğin ihtiyacımız kadar sosyal konut inşa ederek ve insanlar dara düştüğünde refah sistemimizin onları destekleyeceğinden emin olarak İngiltere, İskoçya ve Galler’deki hükümetlerin halihazırda attığı olumlu adımları geliştirebilir ve evsizliği azaltıp nihayetinde sona erdirebiliriz.

İnme sonucu ölme ihtimalleri iki kat daha fazla

UCL’deki akademisyenler 2013-2016 arasında evsizken hastaneye kaldırılan ve hayatını kaybeden 600 kişiye ait yaklaşık dört bin ayrıntılı tıbbi kaydı inceledi. Bu ölümleri en düşük sosyoekonomik sınıfta yer alan ama kalacak bir evi olan benzer bir grupla (yaş ve cinsiyet olarak) karşılaştırdılar.

Araştırma, evsiz ölümlerinin tıbbi nedenlerinin yelpazesine dair eşsiz bilgiler sağlarken evsizliğin ne kadar ölümcül olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Araştırmaya göre evsiz grup inme ve kalp hastalıklarını içeren kardiyovasküler hastalıklardan çok daha yüksek oranda etkilenmişti. Araştırmacılar, evsizlerin, kalacak bir yeri olan en yoksullara göre inme nedeniyle ölme ihtimallerinin iki kat daha fazla olduğunu ortaya koydu.

UCL’nin araştırdığı 600 ölümün beşte biri kanser kaynaklıydı. Beşte biri ise bağırsak tıkanıklığı ve pankreatit gibi sindirim hastalıklarından ölmüştü. Veritabanımız lösemiyle savaştıktan sonra 52 yaşında bir hastanede ölen Istvan Kakas gibi genç yaşta kanserden ölen evsizleri de gösteriyor.

The Big Issue gazetesi satıcısı olan Istvan’ı, bir adam ve kızını boğulmaktan kurtardığı için belediye başkanı kahramanlık ödülüne layık görmüştü. Macaristan kökenli Istvan daha önce Gordon Ramsay ve Michael Caines gibi isimlerin altında şef olarak çalışmıştı.

UCL ekibinin önde gelen akademisyenlerinden Rob Aldridge, Büro’ya şunları söyledi: 

Araştırmamız sağlık sisteminin bu savunmasız gruba zamanında ve uygun bakım sağlayamadığını gösteriyor. Risk altındaki evsiz bireyleri daha erken tanımlamamız ve onların kronik hastalıklarını ya önleyecek ya da sonuçlarını hafifletecek müdahalelere erişimlerini sağlayacak bakım modelleri geliştirmemiz gerekiyor.

İngiltere’de kayda aldığımız ölümlerin %78’i erkek, %22’si kadındı (cinsiyeti bilinenler arasında). Erkekler için ortalama ölüm yaşı 49, kadınlar içinse 53.

Tüberkülozun yayılması

Luton’da NOAH sosyal yardım kurumundan Paul Prosser, evsiz göçmen topluluğunda tüberkülozun endişe verici bir yaygınlıkta olduğunu gördü. Her yıl üç kez tüberküloz için kuruma ziyarette bulunuluyor. Prosser, “En son geldiklerinde sekiz kişide hastalık belirtileri buldular, bu gerçekten endişe verici,” diyor. “Luton’da çok sayıda boş ticari arazi var ve çok sayıda çaresiz evsiz, çoğunlukla da göçmen buralara yerleşiyor. Onların sistem içerisinde kaybolması, unutulması ve birbirlerine bu kadar yakın yaşadıkları için enfeksiyonun hızla yayılması daha kolay.”

Prosser şöyle devam ediyor: “İnsanlar tedavi süreçleri sonrası ilaçlara karşı da direnç oluşturuyor. Bu insanlardan bazıları kaotik hayatlar yaşıyor ve kalacak bir evleri olmadığı için tedaviye düzenli bir şekilde katılmıyorlarsa potansiyel olarak hastalığı yayma ihtimalleri artıyor.”

NOAH’ın yardımcı olduğu kişilerden Robert, Luton’dan Londra’ya taşındıktan sonra 2017 ortasında hayatını kaybetti. Aslen Romanyalı olan Robert, uzun süredir tüberkülozdan mustaripti, ancak tedaviye erişimi çok düzensizdi. Bir oto yıkamada çalışıp yaşıyor, bazen de havaalanında yatıyordu.

Sayılmalarını sağlamak

Büro, geçen yıldan bu yana, 1 Ekim 2017’den beri ölen evsizlerin isimlerini, onlara dair ayrıntıları toparlıyor. Bu işe hiçbir kurum ya da organizasyonun hayatını kaybeden evsizlere dair kayıt tutmadığını öğrenince başladık.

Bu işimize dair 80’den fazla yerel haber yapıldı ve internette ölümlere dair ayrıntılara ulaşmak için koyduğumuz form 140’tan fazla kez dolduruldu. Çalışmalarımız ve #sayılmalarınısağlayın etiketi resmi kurumlara bu hayati verinin kayıt altına alınmaya başlaması çağrısı yapıyordu ve Ekim 2019’da Ulusal İstatistik Ofisi’nin bu rakamları toplamaya başladığını duyurmaktan büyük mutluluk duyduk. Veritabanımızı ONS istatistikçilerine açtık ve onların kendi metodolojilerini geliştirmelerine yardımcı olduk.

MargGe, Pixabay

Ayrıca yerel yönetimlerin evsiz ölümlerine dair yapması gereken incelemeleri nadiren yaptığını ortaya çıkardık. Artık Brighton ve Hove, Oxford, Malvern ile Leeds dahil birçok belediye, bölgelerindeki ölümlerle ilgili kendi incelemelerini yapacaklarını söylerken, Haringey gibi yerlerde, insanların nasıl ve ne zaman evsiz öldüğünü kayıt altına alabilmek için yeni tedbirler alındı.

Haringey Belediyesi Barınmadan Sorumlu Kabine Üyesi Emina Ibrahim, Büro’ya şunları söyledi: “Evsiz insanların ölümleri resmi kayıtlarda çoğunlukla gözden kaçırılıyor ve hayatları da anımsanmaz oluyor. Yeni prosedürümüz bunu değiştirmeyi hedefliyor ve bu üzücü, önlenebilir ölümlerin sayısını azaltmamıza yardımcı olmada önemli bir rol oynayacak.”

Halk da ölenleri anmak için bir araya geldi. Geçtiğimiz yıl Belfast, Birmingham ve Manchester’da protesto gösterileri yapıldı. Brighton, Luton ve Londra’da anma töreni gerçekleştirildi. Long Eaton ve Norhampton’da anıtlar dikildi. Geçtiğimiz hafta Oxford’da2 gidişattan endişe eden kent sakinleri şehirdeki evsiz ölümlerini konuşmak üzere bir araya geldi. Geniş çaptaki ölümlere yanıt olarak evsizlerin taban örgütü Streets Kitchen Londra ve Manchester’da yapılacak bir protesto gösterisi ve gece nöbetine hazırlanıyor.

Konuya dair bir yıllık uğraşının ardından Büro, evsizliğe dair bilgi ve hikâyeleri arşivleyen, araştıran ve yayımlayan Evsizlik Müzesi’ne projeyi devrettiğini duyurmaktan mutluluk duyuyor. Kuruluşun kurucularından Jess Turtle, bu “çok önemli” işi üstlenmekten dolayı gururlu olduklarını söyledi. “Evsizken, çoğunlukla önlenebilir nedenlerden ölen insanların sayısı ulusal bir skandal boyutundadır” diyen Turtle şöyle devam ediyor: “Evsizlik Müzesi bu hayatları onurlandırmaya ve ne kadar uzun sürerse sürsün değişim için toplumumuzla birlikte çalışmaya devam edecektir.” 

Crisis’ten Matt Downie, Büro’nun konuya dair çalışmasının büyük ses getirdiğini söylüyor: “Sonlara doğru yaklaşırken, uzun süredir inkar edilen bir konuya dikkat çeken Evsiz Ölmek Projesi’nin önemini görmezden gelmek çok zor. ONS’nin ölümleri saymaya başlaması ve trajik şekilde ölenlerin anılarının Evsizlik Müzesi aracılığıyla yaşatılacak olması cesaret verici adımlar.”

Hükümet, 2027’ye kadar evsizliği sona erdirme sözü verdi ve bu hedefi hayata geçirmek için yapılacak toplamda 1,2 milyar sterlinlik yatırımın 100 milyon sterlini buna ayrılacak.

“Kimse hayatını sokaklarda ya da kendi evi olarak anamayacağı bir yerde harcamamalı” diyen Topluluklar ve Yerel Yönetim Bakanı James Brokenshire, “Sokaklarımızdaki her ölüm çok fazladır ve yaşamların böyle erkenden sona ermesi kesinlikle kabul edilemez. Sokakta yaşayanların ölümlerine dair bağımsız incelemelerin yapılmasını sağlama ve uygun olan yerlerde yerel otoriteleri bunu hayata geçirme konusunda sorumlu tutmaya da kararlıyım,” ifadelerini kullandı.


1- Çalışmamızı buradan takip edebilirsiniz: 
www.thebureauinvestigates.com

2- Evans, M. (2019, 4 Mart). Oxford’da evsiz ölümlerini konuşmak için açık oturum. Oxford Mail.
oxfordmail.co.uk/news/17473601.open-meeting-discuss-homeless-deaths-oxford/

David Mark, Pixabay

2018 yılının başlarında ülke genelinde sokaklarda ölen insanlar hakkında çıkan bir dizi yerel habere rastladım. Her haber tek bir vakaya odaklanıyordu ve her seferinde kamuoyu, bunun dünyanın en zengin ülkelerinden birinde yaşanıyor olmasına dehşetle tepki veriyordu. Ancak kimse bu haberleri birbirine bağlamıyor ve büyük resme bakmıyordu. Bu durum, haberleri okuduktan çok sonra da aklımda kalmaya devam etti.

Aslında bazı açılardan bu haberler o kadar da şaşırtıcı olmamalıydı. İngiltere’de evsizlerin sayısı yıllardır artıyor. 2010 ile 2018 yılları arasında ülkede sokakta uyuyanların sayısı %169 arttı. Yani daha fazla insanın evsiz yaşadığını biliyorduk, ancak bu haberler bana daha fazla insanın evsiz ölüp ölmediğini düşündürttü. Çok basit bir soruydu ya da ben öyle sandım.

Haftalar sonra hâlâ aradığım yanıta ulaşamamıştım. Evsizken ölenlerin sayısına ilişkin verilerin olabileceğini düşündüğüm herkesle iletişim kurmaya çalıştım: merkezi hükümete bağlı daireler, belediyeler, hastaneler, polis, adli tıp. Her defasında bana “O verileri biz tutmuyoruz ama tutan birileri var,” dendi. Ancak tüm bu aramaları yaptıktan sonra kafama dank etti… Kimsede bu veriler yoktu, çünkü kimse onları saymıyordu.

Ne yapmam gerektiğini o anda buldum: Birleşik Krallık’ta evsiz olarak ölen herkesin kaydını tutmaya çalışacaktım. Yerel Büro isimli bir projede Araştırmacı Gazetecilik Bürosu’nda çalışıyorum. Ülke genelinde binden fazla yerel gazeteci, yurttaş ve teknoloji uzmanından oluşan bir ağı koordine ediyoruz. Ölümleri araştırırken bu ağ sahadaki gözüm, kulağım ve kolektif olarak etkili bir gazetecilik projesinin parçası oldu.

Ölümleri saymaya başladığımız tarihi geriye çekmeye karar verdik ve 1 Ekim 2017’den başlayarak 30 Mart 2019’da bitirdik. Bu 18 aya çok sayıda isim, iki kışlık ölüm sığdı. Uzun ve zorlu bir süreçti. Ölenlerin aileleriyle, aile hekimleriyle, yardım kuruluşu çalışanlarıyla görüşmek üzere ülkeyi dolaştım. Cinayet davalarına ve soruşturmalara katıldım. Aileler sevdiklerinin yasını tutarken ben cenaze törenlerinde sessizce oturdum. Kısa sürede çok sayıda isim ve ayrıntı topladık.

Projemizi sosyal medyada #sayılmalarınısağlayın (#makethemcount) etiketiyle başlattık. Ancak bu bir veri egzersizinden fazlasıydı. Yaşamlarını ve ölümlerini hakkaniyetle anabilmek için elimizden geldiğince çok kişinin adını ve yüzünü yayımlamaya çalıştık. Böylece bildiğimiz detayları içeren (güvenli ve saygılı bir şekilde) ve düzenli olarak güncellenen bir sayfa yaptık.

Nihayet ilerleme kaydediyorduk! Proje başladıktan birkaç ay sonra Ulusal İstatistik Ofisi’nden (ONS) bir analist benimle iletişime geçti. Ölü sayılarına dair resmi veri üretmek istiyorlardı ve bizim erişimimizin olmadığı zengin bir veri havuzuna sahiplerdi: ölüm belgeleri. Ancak ne yapmaları gerektiği konusunda çok da emin değillerdi. Biz de veritabanımızı ONS’ye açtık ve onların sağlam bir metodoloji geliştirmesine yardımcı olduk. Aralık 2018’de evsiz ölümlerine dair ilk resmi istatistikleri ürettiler. Birkaç ay sonra hem Büro hem de ONS, Kraliyet İstatistik Derneği’nden ödüller kazandı.

Süreç boyunca evsizlik ve bu soruna neden olan şeyler konusunda çok şey öğrendim ve bu çalışmayı Haziran 2020’de Picador’dan basılacak olan No Fixed Abode [Kalıcı Meskeni Yoktur] adlı kitapta toparladım.

Aşağıdaki metin bir yıl boyunca süren uzun araştırmamıza dair ürettiğimiz son temel makale. O dönemden bu yana konut sektörü ve evsizlere sağlanan destek konusundaki yetersizlikleri araştırıyoruz ve insanların neden ve nasıl evsiz kaldığını ortaya koymaya çalışıyoruz.1

Evsizlerin üçte biri tedavi edilebilir koşullarda ölüyor

Yeni yapılan önemli bir araştırmaya göre evsizlerin üçte biri tedavi edilebilir koşullarda ölüyor, bu da yüzlerce insanın ölümünün engellenebileceğini ortaya koyuyor.

University College London’ın (UCL) yaptığı ve özel olarak Büro’yla paylaştığı araştırma ayrıca evsiz insanların bazı sağlık problemlerinden ölme ihtimalinin, en yoksul kesim içerisinde yer alan ama yaşayacak bir evi olan insanlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor.

Evsiz Ölmek isimli projemizdeki son sayıma göre son 18 ayda İngiltere’de her hafta ortalama 11 evsiz ölüyor. Ekim 2017’den bu yana olan verileri topluyoruz ve sokaklarda veya geçici konaklama yerlerinde ölenlerin hikâyelerini aktarıyoruz; şu âna kadar ölenlerin sayısı 796. Yaşını bildiğimiz insanların dörtte birinden fazlası 40 yaşın altında.

Birçok kişi evsizlerin genellikle hipotermi veya uyuşturucu ve alkol doz aşımlarından öldüğünü düşünse de, UCL’nin son araştırması evsizlerin çoğunun hastalıktan öldüğünü gösteriyor. UCL’nin araştırdığı ölümlerin yaklaşık üçte biri tüberküloz, zatürre ya da mide ülseri gibi tedavi edilebilir hastalıklardan kaynaklanıyor.

Tony B, Pixabay

Şubat 2018’de 48 yaşındaki Marcus Adams hastanede tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı yıl Londra’da 21 yaşındaki Faiza, çoklu ilaca dayanıklı tüberkülozdan yaşamını yitirdi. 2017’de Noel’den hemen önce 48 yaşındaki eski asker Darren Greenfield, hastanede enfeksiyon ve inme sonucu öldü. Ordudan ayrıldıktan sonra yıllarca sokaklarda yaşamıştı.

Crisis’in İdare ve Dış İlişkiler Sorumlusu Matthew Downie, “Savunmasız durumdaki bu kadar çok insanın tamamen tedavi edilebilir durumlar nedeniyle hayatını kaybettiğini bilmek yürek parçalıyor” diyor. Downie, hükümetin, tüm evsiz ölümlerinin soruşturulduğu ve gerekli derslerin çıkarıldığından emin olması gerektiğini söylüyor: 

Ancak neticede 800 evsizin ölmesi kabul edilemez—kimsenin son günlerini başını sokabileceği güvenilir bir çatı olmadan geçirmeyeceğini güvence altına alabilecek çözümlerimiz var. Evsizliğin kökenindeki sorunlara müdahale ederek, örneğin ihtiyacımız kadar sosyal konut inşa ederek ve insanlar dara düştüğünde refah sistemimizin onları destekleyeceğinden emin olarak İngiltere, İskoçya ve Galler’deki hükümetlerin halihazırda attığı olumlu adımları geliştirebilir ve evsizliği azaltıp nihayetinde sona erdirebiliriz.

İnme sonucu ölme ihtimalleri iki kat daha fazla

UCL’deki akademisyenler 2013-2016 arasında evsizken hastaneye kaldırılan ve hayatını kaybeden 600 kişiye ait yaklaşık dört bin ayrıntılı tıbbi kaydı inceledi. Bu ölümleri en düşük sosyoekonomik sınıfta yer alan ama kalacak bir evi olan benzer bir grupla (yaş ve cinsiyet olarak) karşılaştırdılar.

Araştırma, evsiz ölümlerinin tıbbi nedenlerinin yelpazesine dair eşsiz bilgiler sağlarken evsizliğin ne kadar ölümcül olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Araştırmaya göre evsiz grup inme ve kalp hastalıklarını içeren kardiyovasküler hastalıklardan çok daha yüksek oranda etkilenmişti. Araştırmacılar, evsizlerin, kalacak bir yeri olan en yoksullara göre inme nedeniyle ölme ihtimallerinin iki kat daha fazla olduğunu ortaya koydu.

UCL’nin araştırdığı 600 ölümün beşte biri kanser kaynaklıydı. Beşte biri ise bağırsak tıkanıklığı ve pankreatit gibi sindirim hastalıklarından ölmüştü. Veritabanımız lösemiyle savaştıktan sonra 52 yaşında bir hastanede ölen Istvan Kakas gibi genç yaşta kanserden ölen evsizleri de gösteriyor.

The Big Issue gazetesi satıcısı olan Istvan’ı, bir adam ve kızını boğulmaktan kurtardığı için belediye başkanı kahramanlık ödülüne layık görmüştü. Macaristan kökenli Istvan daha önce Gordon Ramsay ve Michael Caines gibi isimlerin altında şef olarak çalışmıştı.

UCL ekibinin önde gelen akademisyenlerinden Rob Aldridge, Büro’ya şunları söyledi: 

Araştırmamız sağlık sisteminin bu savunmasız gruba zamanında ve uygun bakım sağlayamadığını gösteriyor. Risk altındaki evsiz bireyleri daha erken tanımlamamız ve onların kronik hastalıklarını ya önleyecek ya da sonuçlarını hafifletecek müdahalelere erişimlerini sağlayacak bakım modelleri geliştirmemiz gerekiyor.

İngiltere’de kayda aldığımız ölümlerin %78’i erkek, %22’si kadındı (cinsiyeti bilinenler arasında). Erkekler için ortalama ölüm yaşı 49, kadınlar içinse 53.

Tüberkülozun yayılması

Luton’da NOAH sosyal yardım kurumundan Paul Prosser, evsiz göçmen topluluğunda tüberkülozun endişe verici bir yaygınlıkta olduğunu gördü. Her yıl üç kez tüberküloz için kuruma ziyarette bulunuluyor. Prosser, “En son geldiklerinde sekiz kişide hastalık belirtileri buldular, bu gerçekten endişe verici,” diyor. “Luton’da çok sayıda boş ticari arazi var ve çok sayıda çaresiz evsiz, çoğunlukla da göçmen buralara yerleşiyor. Onların sistem içerisinde kaybolması, unutulması ve birbirlerine bu kadar yakın yaşadıkları için enfeksiyonun hızla yayılması daha kolay.”

Prosser şöyle devam ediyor: “İnsanlar tedavi süreçleri sonrası ilaçlara karşı da direnç oluşturuyor. Bu insanlardan bazıları kaotik hayatlar yaşıyor ve kalacak bir evleri olmadığı için tedaviye düzenli bir şekilde katılmıyorlarsa potansiyel olarak hastalığı yayma ihtimalleri artıyor.”

NOAH’ın yardımcı olduğu kişilerden Robert, Luton’dan Londra’ya taşındıktan sonra 2017 ortasında hayatını kaybetti. Aslen Romanyalı olan Robert, uzun süredir tüberkülozdan mustaripti, ancak tedaviye erişimi çok düzensizdi. Bir oto yıkamada çalışıp yaşıyor, bazen de havaalanında yatıyordu.

Sayılmalarını sağlamak

Büro, geçen yıldan bu yana, 1 Ekim 2017’den beri ölen evsizlerin isimlerini, onlara dair ayrıntıları toparlıyor. Bu işe hiçbir kurum ya da organizasyonun hayatını kaybeden evsizlere dair kayıt tutmadığını öğrenince başladık.

Bu işimize dair 80’den fazla yerel haber yapıldı ve internette ölümlere dair ayrıntılara ulaşmak için koyduğumuz form 140’tan fazla kez dolduruldu. Çalışmalarımız ve #sayılmalarınısağlayın etiketi resmi kurumlara bu hayati verinin kayıt altına alınmaya başlaması çağrısı yapıyordu ve Ekim 2019’da Ulusal İstatistik Ofisi’nin bu rakamları toplamaya başladığını duyurmaktan büyük mutluluk duyduk. Veritabanımızı ONS istatistikçilerine açtık ve onların kendi metodolojilerini geliştirmelerine yardımcı olduk.

MargGe, Pixabay

Ayrıca yerel yönetimlerin evsiz ölümlerine dair yapması gereken incelemeleri nadiren yaptığını ortaya çıkardık. Artık Brighton ve Hove, Oxford, Malvern ile Leeds dahil birçok belediye, bölgelerindeki ölümlerle ilgili kendi incelemelerini yapacaklarını söylerken, Haringey gibi yerlerde, insanların nasıl ve ne zaman evsiz öldüğünü kayıt altına alabilmek için yeni tedbirler alındı.

Haringey Belediyesi Barınmadan Sorumlu Kabine Üyesi Emina Ibrahim, Büro’ya şunları söyledi: “Evsiz insanların ölümleri resmi kayıtlarda çoğunlukla gözden kaçırılıyor ve hayatları da anımsanmaz oluyor. Yeni prosedürümüz bunu değiştirmeyi hedefliyor ve bu üzücü, önlenebilir ölümlerin sayısını azaltmamıza yardımcı olmada önemli bir rol oynayacak.”

Halk da ölenleri anmak için bir araya geldi. Geçtiğimiz yıl Belfast, Birmingham ve Manchester’da protesto gösterileri yapıldı. Brighton, Luton ve Londra’da anma töreni gerçekleştirildi. Long Eaton ve Norhampton’da anıtlar dikildi. Geçtiğimiz hafta Oxford’da2 gidişattan endişe eden kent sakinleri şehirdeki evsiz ölümlerini konuşmak üzere bir araya geldi. Geniş çaptaki ölümlere yanıt olarak evsizlerin taban örgütü Streets Kitchen Londra ve Manchester’da yapılacak bir protesto gösterisi ve gece nöbetine hazırlanıyor.

Konuya dair bir yıllık uğraşının ardından Büro, evsizliğe dair bilgi ve hikâyeleri arşivleyen, araştıran ve yayımlayan Evsizlik Müzesi’ne projeyi devrettiğini duyurmaktan mutluluk duyuyor. Kuruluşun kurucularından Jess Turtle, bu “çok önemli” işi üstlenmekten dolayı gururlu olduklarını söyledi. “Evsizken, çoğunlukla önlenebilir nedenlerden ölen insanların sayısı ulusal bir skandal boyutundadır” diyen Turtle şöyle devam ediyor: “Evsizlik Müzesi bu hayatları onurlandırmaya ve ne kadar uzun sürerse sürsün değişim için toplumumuzla birlikte çalışmaya devam edecektir.” 

Crisis’ten Matt Downie, Büro’nun konuya dair çalışmasının büyük ses getirdiğini söylüyor: “Sonlara doğru yaklaşırken, uzun süredir inkar edilen bir konuya dikkat çeken Evsiz Ölmek Projesi’nin önemini görmezden gelmek çok zor. ONS’nin ölümleri saymaya başlaması ve trajik şekilde ölenlerin anılarının Evsizlik Müzesi aracılığıyla yaşatılacak olması cesaret verici adımlar.”

Hükümet, 2027’ye kadar evsizliği sona erdirme sözü verdi ve bu hedefi hayata geçirmek için yapılacak toplamda 1,2 milyar sterlinlik yatırımın 100 milyon sterlini buna ayrılacak.

“Kimse hayatını sokaklarda ya da kendi evi olarak anamayacağı bir yerde harcamamalı” diyen Topluluklar ve Yerel Yönetim Bakanı James Brokenshire, “Sokaklarımızdaki her ölüm çok fazladır ve yaşamların böyle erkenden sona ermesi kesinlikle kabul edilemez. Sokakta yaşayanların ölümlerine dair bağımsız incelemelerin yapılmasını sağlama ve uygun olan yerlerde yerel otoriteleri bunu hayata geçirme konusunda sorumlu tutmaya da kararlıyım,” ifadelerini kullandı.


1- Çalışmamızı buradan takip edebilirsiniz: 
www.thebureauinvestigates.com

2- Evans, M. (2019, 4 Mart). Oxford’da evsiz ölümlerini konuşmak için açık oturum. Oxford Mail.
oxfordmail.co.uk/news/17473601.open-meeting-discuss-homeless-deaths-oxford/

DÖN