Mekanın üretim süreçlerinde kullanıcı deneyiminin önemini vurgulayan, kullanım potansiyelini artıran bir yöntem olarak karşımıza çıkan “katılım” kavramı, eşitleyen mekanlar perspektifinden yaklaştığımızda çok kuvvetli bir elzemlik olarak anlamını derinleştiriyor. Nitekim, algısal engellerle fiziksel engeller birbirine bakışık duruyor ve birbirini doğuruyor. Nasıl ki mekanın sınırları ve engelleri yaş, cinsiyet, engellilik durumu gibi farklılıklarımıza göre değişiyorsa, deneyimlerimiz ışığında belleğimizde kurduğumuz algı biçimlerimiz de birbirimizin farklı deneyimlerini anlamak için aynı oranda engel teşkil ediyor. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse; görme engelli bir bireyin mekanı görsel olarak algılamadığı gibi, görme engeli olmayan ve mekanı yoğun olarak görsel duyusuyla algılayan bir bireyin de mekanı ses ve kokuyla tanımlama biçiminin aynı derinlikte olmadığını söyleyebiliriz. Katılım kavramı ise en temelde, algısal sınırlarımızı kırmak ve farklı mekan deneyimlerimizi anlatabilmek/anlayabilmek noktasında bir izlek sunuyor.

Kavramın bahşettikleriyle birlikte, sıra uygulamaya gelince, içinin boşalması tehlikesiyle yan yana durduğu da göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu. Buradan hareketle, önümüze çıkan bazı sorular şu şekilde sıralanabilir: 

  • Eşitleyen bir mekanın nihai tasarımı öncesinde, tasarım sürecine katılım nasıl eşitlenebilir? 
  • Eşitleyen bir mekanın katılımcı süreci nasıl ve hangi aşamadan itibaren kurgulanmalıdır? Sürecin yine katılımcı bir şekilde belirlenmesi mümkün müdür? 
  • Katılımcı süreç, engelli bireyler/kullanıcılar/meslek insanları ve engeli olmayan bireyler/kullanıcılar/ meslek insanları arasında herhangi bir hiyerarşi tanımlanmadan nasıl kurgulanabilir? 
  • Mekansal algımızı ve deneyimlerimizi ortaya koymak, tartışmak ve çözüm geliştirmek için nasıl yaratıcı yöntemler geliştirebiliriz? 
  • Bu yöntemler her kullanıcı için nasıl erişilebilir kurgulanabilir? 

Bu sorular, konu zihnimizde derinleştikçe ve uygulama süreçleri arttıkça çoğalabilecek, üzerine farklı cevaplar ve çözümler geliştirilebilecek sorular. Bu yazı, hem bu soruları doğurduğumuz hem de cevaplarını aradığımız (ulaşabildiğimiz) örnek uygulamalardan bir derleme sunuyor. 

Araştırmaya “Mekansal algımızı ve deneyimlerimizi ortaya koymak, tartışmak ve çözüm geliştirmek için nasıl yaratıcı yöntemler geliştirilebilir?” ve “Bu yöntemler her kullanıcı için erişilebilir olacak şekilde nasıl kurgulanabilir?” sorularıyla başladık. Araştırma ilerledikçe, daha doğrusu ulaşabildiğimiz örneklerin ne kadar sınırlı olduğunu gördükçe sorularımız derinleşti. Bulduğumuz örnekleri farklı ölçeklerde ve aşamalarda katılım konusunu vurgulayacak şekilde seçmeye ve derlemeye çalıştık. 

İlk olarak İtalya’da yürütülen Erişilebilirlik Planları ve Erişilebilirlik Laboratuvarı modelini tartışmaya açan ve bu çalışmaları yürüten ekip tarafından kaleme alınan bir makaleden kısa bir özet sunacağız.

“Katılım” bahşettikleriyle birlikte, sıra uygulamaya gelince, içinin boşalması tehlikesiyle yan yana duran bir kavram.

Bu çalışmanın, üst ölçekte yerel yönetimlerin katılımını, yasal süreçlerin deneyimler ışığında değiştirilmesini, yasaların ve protokollerin katılımcı süreçler oluşturulmasında taşıdığı anlamı ve ek kurumsal yapıların/birimlerin potansiyel işlevlerini tartışmaya açması bakımından bir örnek teşkil edebileceğini düşündük. İkinci örnek, Hindistan’da bulunan Jawaharlal Nehru Üniversitesi kampüsünün evrensel tasarım kriterlerine göre katılımcı analizini içeren bir çalışma. Bu çalışma kapsamında ortaya konan süreç tarifi, yerleşke ölçeğinde bir mekanın engelli bireyler için yeniden tasarlanmasında katılımcı bir sürecin nasıl planlanabileceğine dair bir yöntem tartışması sunuyor. Aynı şekilde, ülkemizden bir örnek olan Mersin Üniversitesi kampüsü için yapılan çalışma da derlememizde yer alıyor.  Son örnekte ise, zihinsel engelli bireyler için çok duyusal bir mekanın (Snoezelen rooms)1 tasarlanmasında kullanılan katılımcı yöntemler aktarılacak. 

Erişilebilirlik Planları ve Katılım İçin Bir Ara Birim: Erişilebilirlik Laboratuvarı, İtalya Örneği2

“Erişilebilirlik Planları Geliştirmek: Metotlar ve Araçlar. Saha Çalışması” isimli makalede erişilebilirlik planlarının yaklaşımı ve kurgusu, İtalya örneği üzerinden irdeleniyor. Erişilebilirlik planlarının gelişimi, bir strateji olarak arka planı ve uygulama sorunları üst ölçekli bir katılım perspektifiyle ele alınıyor. 

İlk olarak yasayla çevrelenmiş Mimari Sınırların Kaldırılması için Plan (Plan for the Elimination Of Architectural Barriers – PEBA) uygulamalarının Erişilebilirlik Planları’na evrimi aktarılıyor. Yasa yürürlüğe girdikten sonra 20 yıl içinde yalnızca 30 belediyede uygulama yapılabildiği vurgulanıyor. Yapılan planların başarısızlığı 4 ana nedenle açıklanıyor: 

Plan kapsamında dönüşüm süreçlerinin büyük oranda yasa baskısıyla kurulması, 

Aktörlerin sınırlı katılımı, 

PEBA planlarının diğer planlarla entegre edilememesi, 

Erişilebilirlik konusunda genel vizyon eksikliği. 

Bu sorunların çözümünde ise, PEBA’nın Erişilebilirlik Planları’na evrilmesi ve yaklaşımdaki gelişim ve süreç yönetimi, aktörlerin katılımı konularında çözüm sunacak bir ara birimin, Erişilebilirlik Laboratuvarı’nın (Accessibility Lab) gerekliliği ve işlevi vurgulanıyor. Erişilebilirlik Planları’nın sunduğu metodoloji şu şekilde özetlenmiş: 

  • Çalışma alanına dair bilgilerin edinilmesi (kullanıcı ihtiyaçlarının ve beklentilerinin analizleri), 
  • Önceliklere göre yapılacak müdahalelerin belirlenmesi ve planlanması, 
  • Müdahalelerin somut bir şekilde, yapılarda ve kamusal alanlarda erişilebilirliği sağlayacak şekilde tasarlanması, 
  • Uygulama süreçlerinin etkilerini anlayabilmek ve karar süreçlerindeki karmaşaları yönetebilmek için çapraz gözlem. 

Uygulamada etkili bir araç ve ara birim olarak Erişilebilirlik Laboratuvarı öneriliyor ve irdeleniyor. Bu, aynı zamanda katılım sürecinin bir parçası ve sürecin yönetilmesi için geliştirilmiş kurumsal bir araç şeklinde düşünülebilir. Erişilebilirlik Laboratuvarı, yasal yükümlülükleri ve belirli prosedürleri uygulayan birim olmanın ötesinde, sahaya göre esnek yöntemler geliştirebilen ve farklı sektörlerin ve disiplinlerin bir arada durduğu operasyonel bir birliktelik olarak tanımlanıyor. Uygulama örneği olarak Pistioa kentinde yapılan çalışmaları aktarabiliriz: 

2007 yılında Pistoia kentinde Erişilebilirlik Planı’nın yürürlüğe konması için bir proje hazırlanması kararı alındı. Proje, Floransa Üniversitesi Mimarlık Fakültesi yürütücülüğünde, Pistoia, Monsummono Terme, San Marcello, Pistoiese, Quarrata ve Agliana kentlerinin direkt katılımıyla gerçekleştirildi. Kararı takiben, Pisotia yerel yönetimleriyle Erişilebilirlik Planları’nın içerik ve metotlarının test edilmesi amacıyla Anlayış Protokolü imzaladı. Protokol; planların hazırlanmasında gerekli adımları, gerekli prosedürler ve bu prosedürlerin hazırlanması, gerekli bilgilerin toplanması ve derlenmesi, tasarım süreçlerinin geliştirilmesi ve entegrasyonun sağlanması için bir bağlayıcılık tanımlıyordu. Çalışmalar sırasında 6 kentin teknik desteği, İzleme Merkezi’nin danışmanlığı sürece dahil edildi. Bunun yanı sıra teknik ve finansal birimlerin ve çalışanların, planın taslak çalışmalarına katılımı sağlandı. Yerel yönetimler ise süreçte teknik yardımlarını sunacaklarını ve engelli bireylerin kurumsal oluşumlarını ve kuruluşlarını kapsayan bir teknik yapıyı (Erişilebilirlik Laboratuvarı) kuracaklarını taahhüt ettiler. Diğer kentlerde çalışmalar devam ederken, Quarrata kenti Erişilebilirlik Laboratuvarı Düzenlemesi’ni tanımladı ve yürürlüğe koydu.

Jawaharlal Nehru Üniversitesi Örneği3  

Hindistan’da yapılan çalışma, üniversite kampüslerindeki sosyo-kültürel donatıların ve açık yeşil alanların kapsayıcılık ve erişilebilirlik değerini, evrensel tasarım kriterlerinin Hindistan bağlamında yeniden yorumlandığı ve üretildiği kavramsal bir platform aracılığıyla sorgulamayı amaçlıyor. Çalışmanın arka planı ve gerekliliği ise, üniversite kampüslerinin farklı fiziksel özelliklerdeki kullanıcılar için kapsayıcı olması ilkesiyle belirtiliyor. Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma, mevcut mekanların katılımcı analizinin yapılması, sorunların belirlenmesi ve kriterlerin oluşturulması için bir yöntem ve süreç tarif etmesi nedeniyle önemli. 

Kampüs içerisinde yürütülen süreç, kullanıcı anket ve mülakatlarını, haritalama çalışmalarını ve tasarım önerilerini içeriyor. Yine çalışma kapsamında önerilen ve tartışmalarla belirlenen süreç tabloda belirtilen 6 adımla tarifleniyor. 

Evrensel Tasarım İlkelerinin Hindistan Özelinde Değerlendirilmesi (UDİP)

Keşif AraştırmalarıGörsel tespit ve anket
Fotoğraf video eskiz dökumantasyonu
Ucu açık tartışmalar
Plana Dönük Ek BilgilerYapılaşmış ve yapılaşmamış alanlar için fiziki mekan anket ve tespitleri
Mekanın fiziksel kısıtlarının ortaya konması
Araç ve Yöntem GeliştirmeYukarıdaki çalışmanın sistematik analizi
Konuyla ilgili yapılmış çalışmaların irdelenmesi
Erişilebilirliği denetleyen araçların geliştirilmesi
Model OluşturmaSeçilen örnek alan üzerinden erişilebilirlik araçlarının detaylandırılması
Detaylandırılan erişilebilirlik araçlarının denetlenmesi, geliştirilmesi
Erişilebilirlik AraçlarıOrtaya çıkan mekansal çözümlerin görsel tasarım araçları ile ortaya koyulması, simülasyon yolu ile deneyimlenmesi
Tasarım ÇözümleriTüm bu sürecin analizi ve yorumlanması
Yapılı ve yapılı olmayan çevrelerin de erişilebilirliğini sağlamak için tasarım önerileri oluşturma

Mersin Üniversitesi Çalıştayı4

Mersin Üniversitesi’nde 2007 yılından itibaren süren engelsiz üniversite çalışmalarını anlatan Evrim Demir Mishchenko, çalışmaların farklı ölçeklerde yürütüldüğünü, fiziksel çevreye ilişkin evrensel tasarım prensipleri göz önünde bulundurularak geliştirilmiş detaylı bir tespit formu yardımıyla dış ve iç mekanlarda engel tespit eden unsurların belirlendiğini ve iyileştirme çalışmalarının yapıldığını aktarıyor. Ancak tespit formu gibi nesnel çalışmaların uygulamaya yönelik bilgi aktarması açısından fayda sağlasa da, kullanıcıların aktif rol oynadıkları katılımcı yaklaşımın sosyal getirilerinden yoksun olduğunu vurguluyor. Kampüsteki çalışmaları katılımcı bir yaklaşımla devam ettirmek amacıyla ilki 2012 yılında, ikincisi 2014 yılında olmak üzere iki katılımcı planlama ve tasarım çalıştayı düzenlenmiş. Çalıştaylar, gönüllülük esasına dayanarak öncelikli olarak üniversitede eğitimlerini sürdüren engelli öğrenciler olmak üzere, üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının katılımıyla gerçekleşmiş. İlk çalıştayda yapılan çalışmalar şöyle aktarılıyor:

Bu tasarım çalıştayında, sorun tespitleri için beyin fırtınası ve küçük grup tartışmaları gibi grup etkileşim metotlarından sonra planlama ve tasarıma yönelik bir charrette düzenlenmiştir. (…) Düzenlenen charrette ile üniversite kampüsündeki mekansal sorunların tespitine ve çözüm önerilerine yardımcı olacak bilgilerin üretimi amaçlanmıştır. Farklı engel türüne sahip öğrenciler, gönüllü öğrenciler ve gönüllü öğretim elemanları karışık üç gruba ayrılarak, Mimarlık Bölümü’nden birer öğrencinin ve yazarın rehberliğinde üniversite kampüsündeki, fiziksel erişilebilirlik başta olmak üzere mekansal ihtiyaçlarını ve üniversite yaşamında yaşadıkları sorunlara yönelik düşüncelerini tartışarak paylaştılar. Katılımcı çalıştayda her bir grup, kampüs haritası üzerinde çalışarak, ilk aşamada engel teşkil eden ve en çok erişilebilir buldukları yerleri ve nedenlerini; ikinci aşamada kampüs içinde gündelik yaşamlarında en çok kullandıkları ve kullanmaları gereken güzergahları; üçüncü ve son aşamada ise üniversitedeki fiziksel ve sosyal çevreye yönelik isteklerini belirttiler.”

Zihinsel Engelli Bireyler İçin İnteraktif Çok Duyusal Mekanların Tasarımı5

Projenin amacı çok duyusal mekanların, duyuların interaktif bir şekilde deneyimlenebilmesi için bir tasarım önerisi sunmak. Duyulara verilen tepkilerin anlaşılmasında ve mekanın geliştirilmesinde kullanıcıların tasarım sürecine katılımının önemi vurgulanıyor. Katılımcı tasarım süreci için iki ana yöntem kullanılmış. Birinci yöntem olan gözlem yöntemi, katılımcıların çok duyusal mekanları deneyimleme biçimlerinin video kaydına alınmasını ve analiz edilmesini içeriyor. Sözlü ifade güçlüğü çeken zihinsel engelli bireylerin mekanı deneyimleme biçimlerini anlamak adına, video-gözlem analizinin katılımcı bir yöntem olarak önemi vurgulanıyor. İkinci yöntem olan beden fırtınası ise bir nevi simülasyon olarak özetlenebilir. Tasarımın çeşitli aşamalarında katılımcıların mekanı direkt bedeniyle deneyimlemesini içeriyor. Buna göre, katılımcıların simülasyonu deneyimleyebilmesi için tasarımcının, olabilecek senaryoları ve katılımcıların rollerini belirlemesi gerekiyor. Çalışmalar kapsamında katılımcıların 5 duyuyu nasıl algıladıkları ve bu duyulara göre nasıl tepki verdikleri analiz edilmiş. Analizlerin sonunda ise interaktif çok duyusal bir endüstriyel tasarım örneği sunuluyor. 

Sonuç Yerine… 

Bu kısımda araştırmamız boyunca, girişte sözünü ettiğimiz soruları doğuran nedenleri tartışmaya açmak isteriz. Araştırmaya başladığımız soruyla önümüze çıkan kaynaklarda, katılım konusunun özellikle engelli bireyler için bir sonuç olarak tartışılması diğer sorularımızı doğurdu. Başka bir deyişle, tasarım sürecinin değil; sürecin sonunda üretilmesi planlanan mekanların ve politikaların nihai amacının engelli bireylerin hayata katılması çerçevesinde tartışıldığını gördük. Elbette bu amacı değersizleştirmiyor, ancak daha en başından eşitsiz bir süreç ve hiyerarşi tanımladığı da vurgulanmalı. Daha çok yaratıcı yöntemleri ve bu yöntemlerin tüm potansiyel kullanıcılara sunduğu olanaklar ve olanaksızlıkları tartışmak amacıyla yola çıkmıştık. Bulabildiğimiz kısıtlı örnekler, bu anlamda bir ışık olsa da, yöntemlerdeki kısıtlılık ve en önemlisi yöntemlerin belirlenmesinde çoğunlukla engelli bireyin katılımının sınırlılığı, üzerinde düşünmemiz gereken konular. Kendi adımıza bu araştırmanın bize sordurduğu soruları da kıymetli buluyoruz. Çoğalmasını umuyoruz. 

Son olarak araştırma yaparken evrensel tasarım kavramının ve yöntemlerinin bilişim ve iletişim teknolojileri disiplinlerinde, mekan disiplinlerine kıyasla daha sık, etkili, derin ve nitelikli örneklerle tartışıldığını gördük. Günümüz teknolojileri ve kullanım yaygınlığı düşünülünce bu alanda olan gelişmelerin katılımcılık çerçevesinde disiplinler arası birliktelik, yeni yöntemler ve araçlar sunacağını düşünmek kuvvetli bir umut. 


1 —Türkçe’ye “kontrollü çok duyusal mekanlar” olarak çevrilebilir. Otizmli ve zihinsel engelli bireyler için kurulan, duyulara göre çevreyi simüle edecek şekilde tasarlanmış terapi odaları. 

2 — Garofolo, I., Lauria, A., Grion, S. (2014). “Developing Accessibility Plans: Methods and Tools. Case Study.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press.

3 —Raheja, G., Surgawanshi, S. (2014). “Inclusive Informal Campus Spaces through Universal Design India Principles.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press. 

4 — Demir Mishchenko, E. (2014). Herkes için/ile Tasarım: Evrensel Tasarıma Katılımcı Bir Yaklaşım Deneyimi, Mimarist, Sayı: 50, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi.

5 — C. Viklund and P. Svensson (2014). “Developing Interactive Interfaces for People with Developmental Disabilities to be used in Snoezelen Environments.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press.w

Mekanın üretim süreçlerinde kullanıcı deneyiminin önemini vurgulayan, kullanım potansiyelini artıran bir yöntem olarak karşımıza çıkan “katılım” kavramı, eşitleyen mekanlar perspektifinden yaklaştığımızda çok kuvvetli bir elzemlik olarak anlamını derinleştiriyor. Nitekim, algısal engellerle fiziksel engeller birbirine bakışık duruyor ve birbirini doğuruyor. Nasıl ki mekanın sınırları ve engelleri yaş, cinsiyet, engellilik durumu gibi farklılıklarımıza göre değişiyorsa, deneyimlerimiz ışığında belleğimizde kurduğumuz algı biçimlerimiz de birbirimizin farklı deneyimlerini anlamak için aynı oranda engel teşkil ediyor. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse; görme engelli bir bireyin mekanı görsel olarak algılamadığı gibi, görme engeli olmayan ve mekanı yoğun olarak görsel duyusuyla algılayan bir bireyin de mekanı ses ve kokuyla tanımlama biçiminin aynı derinlikte olmadığını söyleyebiliriz. Katılım kavramı ise en temelde, algısal sınırlarımızı kırmak ve farklı mekan deneyimlerimizi anlatabilmek/anlayabilmek noktasında bir izlek sunuyor.

Kavramın bahşettikleriyle birlikte, sıra uygulamaya gelince, içinin boşalması tehlikesiyle yan yana durduğu da göz önünde bulundurulması gereken önemli bir konu. Buradan hareketle, önümüze çıkan bazı sorular şu şekilde sıralanabilir: 

  • Eşitleyen bir mekanın nihai tasarımı öncesinde, tasarım sürecine katılım nasıl eşitlenebilir? 
  • Eşitleyen bir mekanın katılımcı süreci nasıl ve hangi aşamadan itibaren kurgulanmalıdır? Sürecin yine katılımcı bir şekilde belirlenmesi mümkün müdür? 
  • Katılımcı süreç, engelli bireyler/kullanıcılar/meslek insanları ve engeli olmayan bireyler/kullanıcılar/ meslek insanları arasında herhangi bir hiyerarşi tanımlanmadan nasıl kurgulanabilir? 
  • Mekansal algımızı ve deneyimlerimizi ortaya koymak, tartışmak ve çözüm geliştirmek için nasıl yaratıcı yöntemler geliştirebiliriz? 
  • Bu yöntemler her kullanıcı için nasıl erişilebilir kurgulanabilir? 

Bu sorular, konu zihnimizde derinleştikçe ve uygulama süreçleri arttıkça çoğalabilecek, üzerine farklı cevaplar ve çözümler geliştirilebilecek sorular. Bu yazı, hem bu soruları doğurduğumuz hem de cevaplarını aradığımız (ulaşabildiğimiz) örnek uygulamalardan bir derleme sunuyor. 

Araştırmaya “Mekansal algımızı ve deneyimlerimizi ortaya koymak, tartışmak ve çözüm geliştirmek için nasıl yaratıcı yöntemler geliştirilebilir?” ve “Bu yöntemler her kullanıcı için erişilebilir olacak şekilde nasıl kurgulanabilir?” sorularıyla başladık. Araştırma ilerledikçe, daha doğrusu ulaşabildiğimiz örneklerin ne kadar sınırlı olduğunu gördükçe sorularımız derinleşti. Bulduğumuz örnekleri farklı ölçeklerde ve aşamalarda katılım konusunu vurgulayacak şekilde seçmeye ve derlemeye çalıştık. 

İlk olarak İtalya’da yürütülen Erişilebilirlik Planları ve Erişilebilirlik Laboratuvarı modelini tartışmaya açan ve bu çalışmaları yürüten ekip tarafından kaleme alınan bir makaleden kısa bir özet sunacağız.

“Katılım” bahşettikleriyle birlikte, sıra uygulamaya gelince, içinin boşalması tehlikesiyle yan yana duran bir kavram.

Bu çalışmanın, üst ölçekte yerel yönetimlerin katılımını, yasal süreçlerin deneyimler ışığında değiştirilmesini, yasaların ve protokollerin katılımcı süreçler oluşturulmasında taşıdığı anlamı ve ek kurumsal yapıların/birimlerin potansiyel işlevlerini tartışmaya açması bakımından bir örnek teşkil edebileceğini düşündük. İkinci örnek, Hindistan’da bulunan Jawaharlal Nehru Üniversitesi kampüsünün evrensel tasarım kriterlerine göre katılımcı analizini içeren bir çalışma. Bu çalışma kapsamında ortaya konan süreç tarifi, yerleşke ölçeğinde bir mekanın engelli bireyler için yeniden tasarlanmasında katılımcı bir sürecin nasıl planlanabileceğine dair bir yöntem tartışması sunuyor. Aynı şekilde, ülkemizden bir örnek olan Mersin Üniversitesi kampüsü için yapılan çalışma da derlememizde yer alıyor.  Son örnekte ise, zihinsel engelli bireyler için çok duyusal bir mekanın (Snoezelen rooms)1 tasarlanmasında kullanılan katılımcı yöntemler aktarılacak. 

Erişilebilirlik Planları ve Katılım İçin Bir Ara Birim: Erişilebilirlik Laboratuvarı, İtalya Örneği2

“Erişilebilirlik Planları Geliştirmek: Metotlar ve Araçlar. Saha Çalışması” isimli makalede erişilebilirlik planlarının yaklaşımı ve kurgusu, İtalya örneği üzerinden irdeleniyor. Erişilebilirlik planlarının gelişimi, bir strateji olarak arka planı ve uygulama sorunları üst ölçekli bir katılım perspektifiyle ele alınıyor. 

İlk olarak yasayla çevrelenmiş Mimari Sınırların Kaldırılması için Plan (Plan for the Elimination Of Architectural Barriers – PEBA) uygulamalarının Erişilebilirlik Planları’na evrimi aktarılıyor. Yasa yürürlüğe girdikten sonra 20 yıl içinde yalnızca 30 belediyede uygulama yapılabildiği vurgulanıyor. Yapılan planların başarısızlığı 4 ana nedenle açıklanıyor: 

Plan kapsamında dönüşüm süreçlerinin büyük oranda yasa baskısıyla kurulması, 

Aktörlerin sınırlı katılımı, 

PEBA planlarının diğer planlarla entegre edilememesi, 

Erişilebilirlik konusunda genel vizyon eksikliği. 

Bu sorunların çözümünde ise, PEBA’nın Erişilebilirlik Planları’na evrilmesi ve yaklaşımdaki gelişim ve süreç yönetimi, aktörlerin katılımı konularında çözüm sunacak bir ara birimin, Erişilebilirlik Laboratuvarı’nın (Accessibility Lab) gerekliliği ve işlevi vurgulanıyor. Erişilebilirlik Planları’nın sunduğu metodoloji şu şekilde özetlenmiş: 

  • Çalışma alanına dair bilgilerin edinilmesi (kullanıcı ihtiyaçlarının ve beklentilerinin analizleri), 
  • Önceliklere göre yapılacak müdahalelerin belirlenmesi ve planlanması, 
  • Müdahalelerin somut bir şekilde, yapılarda ve kamusal alanlarda erişilebilirliği sağlayacak şekilde tasarlanması, 
  • Uygulama süreçlerinin etkilerini anlayabilmek ve karar süreçlerindeki karmaşaları yönetebilmek için çapraz gözlem. 

Uygulamada etkili bir araç ve ara birim olarak Erişilebilirlik Laboratuvarı öneriliyor ve irdeleniyor. Bu, aynı zamanda katılım sürecinin bir parçası ve sürecin yönetilmesi için geliştirilmiş kurumsal bir araç şeklinde düşünülebilir. Erişilebilirlik Laboratuvarı, yasal yükümlülükleri ve belirli prosedürleri uygulayan birim olmanın ötesinde, sahaya göre esnek yöntemler geliştirebilen ve farklı sektörlerin ve disiplinlerin bir arada durduğu operasyonel bir birliktelik olarak tanımlanıyor. Uygulama örneği olarak Pistioa kentinde yapılan çalışmaları aktarabiliriz: 

2007 yılında Pistoia kentinde Erişilebilirlik Planı’nın yürürlüğe konması için bir proje hazırlanması kararı alındı. Proje, Floransa Üniversitesi Mimarlık Fakültesi yürütücülüğünde, Pistoia, Monsummono Terme, San Marcello, Pistoiese, Quarrata ve Agliana kentlerinin direkt katılımıyla gerçekleştirildi. Kararı takiben, Pisotia yerel yönetimleriyle Erişilebilirlik Planları’nın içerik ve metotlarının test edilmesi amacıyla Anlayış Protokolü imzaladı. Protokol; planların hazırlanmasında gerekli adımları, gerekli prosedürler ve bu prosedürlerin hazırlanması, gerekli bilgilerin toplanması ve derlenmesi, tasarım süreçlerinin geliştirilmesi ve entegrasyonun sağlanması için bir bağlayıcılık tanımlıyordu. Çalışmalar sırasında 6 kentin teknik desteği, İzleme Merkezi’nin danışmanlığı sürece dahil edildi. Bunun yanı sıra teknik ve finansal birimlerin ve çalışanların, planın taslak çalışmalarına katılımı sağlandı. Yerel yönetimler ise süreçte teknik yardımlarını sunacaklarını ve engelli bireylerin kurumsal oluşumlarını ve kuruluşlarını kapsayan bir teknik yapıyı (Erişilebilirlik Laboratuvarı) kuracaklarını taahhüt ettiler. Diğer kentlerde çalışmalar devam ederken, Quarrata kenti Erişilebilirlik Laboratuvarı Düzenlemesi’ni tanımladı ve yürürlüğe koydu.

Jawaharlal Nehru Üniversitesi Örneği3  

Hindistan’da yapılan çalışma, üniversite kampüslerindeki sosyo-kültürel donatıların ve açık yeşil alanların kapsayıcılık ve erişilebilirlik değerini, evrensel tasarım kriterlerinin Hindistan bağlamında yeniden yorumlandığı ve üretildiği kavramsal bir platform aracılığıyla sorgulamayı amaçlıyor. Çalışmanın arka planı ve gerekliliği ise, üniversite kampüslerinin farklı fiziksel özelliklerdeki kullanıcılar için kapsayıcı olması ilkesiyle belirtiliyor. Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma, mevcut mekanların katılımcı analizinin yapılması, sorunların belirlenmesi ve kriterlerin oluşturulması için bir yöntem ve süreç tarif etmesi nedeniyle önemli. 

Kampüs içerisinde yürütülen süreç, kullanıcı anket ve mülakatlarını, haritalama çalışmalarını ve tasarım önerilerini içeriyor. Yine çalışma kapsamında önerilen ve tartışmalarla belirlenen süreç tabloda belirtilen 6 adımla tarifleniyor. 

Evrensel Tasarım İlkelerinin Hindistan Özelinde Değerlendirilmesi (UDİP)

Keşif AraştırmalarıGörsel tespit ve anket
Fotoğraf video eskiz dökumantasyonu
Ucu açık tartışmalar
Plana Dönük Ek BilgilerYapılaşmış ve yapılaşmamış alanlar için fiziki mekan anket ve tespitleri
Mekanın fiziksel kısıtlarının ortaya konması
Araç ve Yöntem GeliştirmeYukarıdaki çalışmanın sistematik analizi
Konuyla ilgili yapılmış çalışmaların irdelenmesi
Erişilebilirliği denetleyen araçların geliştirilmesi
Model OluşturmaSeçilen örnek alan üzerinden erişilebilirlik araçlarının detaylandırılması
Detaylandırılan erişilebilirlik araçlarının denetlenmesi, geliştirilmesi
Erişilebilirlik AraçlarıOrtaya çıkan mekansal çözümlerin görsel tasarım araçları ile ortaya koyulması, simülasyon yolu ile deneyimlenmesi
Tasarım ÇözümleriTüm bu sürecin analizi ve yorumlanması
Yapılı ve yapılı olmayan çevrelerin de erişilebilirliğini sağlamak için tasarım önerileri oluşturma

Mersin Üniversitesi Çalıştayı4

Mersin Üniversitesi’nde 2007 yılından itibaren süren engelsiz üniversite çalışmalarını anlatan Evrim Demir Mishchenko, çalışmaların farklı ölçeklerde yürütüldüğünü, fiziksel çevreye ilişkin evrensel tasarım prensipleri göz önünde bulundurularak geliştirilmiş detaylı bir tespit formu yardımıyla dış ve iç mekanlarda engel tespit eden unsurların belirlendiğini ve iyileştirme çalışmalarının yapıldığını aktarıyor. Ancak tespit formu gibi nesnel çalışmaların uygulamaya yönelik bilgi aktarması açısından fayda sağlasa da, kullanıcıların aktif rol oynadıkları katılımcı yaklaşımın sosyal getirilerinden yoksun olduğunu vurguluyor. Kampüsteki çalışmaları katılımcı bir yaklaşımla devam ettirmek amacıyla ilki 2012 yılında, ikincisi 2014 yılında olmak üzere iki katılımcı planlama ve tasarım çalıştayı düzenlenmiş. Çalıştaylar, gönüllülük esasına dayanarak öncelikli olarak üniversitede eğitimlerini sürdüren engelli öğrenciler olmak üzere, üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının katılımıyla gerçekleşmiş. İlk çalıştayda yapılan çalışmalar şöyle aktarılıyor:

Bu tasarım çalıştayında, sorun tespitleri için beyin fırtınası ve küçük grup tartışmaları gibi grup etkileşim metotlarından sonra planlama ve tasarıma yönelik bir charrette düzenlenmiştir. (…) Düzenlenen charrette ile üniversite kampüsündeki mekansal sorunların tespitine ve çözüm önerilerine yardımcı olacak bilgilerin üretimi amaçlanmıştır. Farklı engel türüne sahip öğrenciler, gönüllü öğrenciler ve gönüllü öğretim elemanları karışık üç gruba ayrılarak, Mimarlık Bölümü’nden birer öğrencinin ve yazarın rehberliğinde üniversite kampüsündeki, fiziksel erişilebilirlik başta olmak üzere mekansal ihtiyaçlarını ve üniversite yaşamında yaşadıkları sorunlara yönelik düşüncelerini tartışarak paylaştılar. Katılımcı çalıştayda her bir grup, kampüs haritası üzerinde çalışarak, ilk aşamada engel teşkil eden ve en çok erişilebilir buldukları yerleri ve nedenlerini; ikinci aşamada kampüs içinde gündelik yaşamlarında en çok kullandıkları ve kullanmaları gereken güzergahları; üçüncü ve son aşamada ise üniversitedeki fiziksel ve sosyal çevreye yönelik isteklerini belirttiler.”

Zihinsel Engelli Bireyler İçin İnteraktif Çok Duyusal Mekanların Tasarımı5

Projenin amacı çok duyusal mekanların, duyuların interaktif bir şekilde deneyimlenebilmesi için bir tasarım önerisi sunmak. Duyulara verilen tepkilerin anlaşılmasında ve mekanın geliştirilmesinde kullanıcıların tasarım sürecine katılımının önemi vurgulanıyor. Katılımcı tasarım süreci için iki ana yöntem kullanılmış. Birinci yöntem olan gözlem yöntemi, katılımcıların çok duyusal mekanları deneyimleme biçimlerinin video kaydına alınmasını ve analiz edilmesini içeriyor. Sözlü ifade güçlüğü çeken zihinsel engelli bireylerin mekanı deneyimleme biçimlerini anlamak adına, video-gözlem analizinin katılımcı bir yöntem olarak önemi vurgulanıyor. İkinci yöntem olan beden fırtınası ise bir nevi simülasyon olarak özetlenebilir. Tasarımın çeşitli aşamalarında katılımcıların mekanı direkt bedeniyle deneyimlemesini içeriyor. Buna göre, katılımcıların simülasyonu deneyimleyebilmesi için tasarımcının, olabilecek senaryoları ve katılımcıların rollerini belirlemesi gerekiyor. Çalışmalar kapsamında katılımcıların 5 duyuyu nasıl algıladıkları ve bu duyulara göre nasıl tepki verdikleri analiz edilmiş. Analizlerin sonunda ise interaktif çok duyusal bir endüstriyel tasarım örneği sunuluyor. 

Sonuç Yerine… 

Bu kısımda araştırmamız boyunca, girişte sözünü ettiğimiz soruları doğuran nedenleri tartışmaya açmak isteriz. Araştırmaya başladığımız soruyla önümüze çıkan kaynaklarda, katılım konusunun özellikle engelli bireyler için bir sonuç olarak tartışılması diğer sorularımızı doğurdu. Başka bir deyişle, tasarım sürecinin değil; sürecin sonunda üretilmesi planlanan mekanların ve politikaların nihai amacının engelli bireylerin hayata katılması çerçevesinde tartışıldığını gördük. Elbette bu amacı değersizleştirmiyor, ancak daha en başından eşitsiz bir süreç ve hiyerarşi tanımladığı da vurgulanmalı. Daha çok yaratıcı yöntemleri ve bu yöntemlerin tüm potansiyel kullanıcılara sunduğu olanaklar ve olanaksızlıkları tartışmak amacıyla yola çıkmıştık. Bulabildiğimiz kısıtlı örnekler, bu anlamda bir ışık olsa da, yöntemlerdeki kısıtlılık ve en önemlisi yöntemlerin belirlenmesinde çoğunlukla engelli bireyin katılımının sınırlılığı, üzerinde düşünmemiz gereken konular. Kendi adımıza bu araştırmanın bize sordurduğu soruları da kıymetli buluyoruz. Çoğalmasını umuyoruz. 

Son olarak araştırma yaparken evrensel tasarım kavramının ve yöntemlerinin bilişim ve iletişim teknolojileri disiplinlerinde, mekan disiplinlerine kıyasla daha sık, etkili, derin ve nitelikli örneklerle tartışıldığını gördük. Günümüz teknolojileri ve kullanım yaygınlığı düşünülünce bu alanda olan gelişmelerin katılımcılık çerçevesinde disiplinler arası birliktelik, yeni yöntemler ve araçlar sunacağını düşünmek kuvvetli bir umut. 


1 —Türkçe’ye “kontrollü çok duyusal mekanlar” olarak çevrilebilir. Otizmli ve zihinsel engelli bireyler için kurulan, duyulara göre çevreyi simüle edecek şekilde tasarlanmış terapi odaları. 

2 — Garofolo, I., Lauria, A., Grion, S. (2014). “Developing Accessibility Plans: Methods and Tools. Case Study.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press.

3 —Raheja, G., Surgawanshi, S. (2014). “Inclusive Informal Campus Spaces through Universal Design India Principles.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press. 

4 — Demir Mishchenko, E. (2014). Herkes için/ile Tasarım: Evrensel Tasarıma Katılımcı Bir Yaklaşım Deneyimi, Mimarist, Sayı: 50, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi.

5 — C. Viklund and P. Svensson (2014). “Developing Interactive Interfaces for People with Developmental Disabilities to be used in Snoezelen Environments.” Universal Design 2014: Three Days of Creativity and Diversity içinde. Ed. Héctor Caltenco, Per-Olof Hedvall, Andreas Larsson, Kirsten Rassmus-Gröhn, Bitte Rydeman. IOS Press.w

DÖN