Caption

Deniz Öztürk

Türkiye’deki genel yargı, sakatların  yardıma ve gözetilmeye muhtaç, kamusal alandayken yanında bir refakatçi olması gereken kimseler olduğu yönünde. Bu durum hem gündelik yaşam pratiklerimizde, hem de söylemlerimizde ete kemiğe bürünmekte. Peki sakatları görmezden gelen, kamusalın dışına, gözden ıraklara itmeye çalışan bu genel yargının dayanağı nedir? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, mekansal düzenlemeler ve “engelsiz mekanlar” için nasıl bir altlık oluşturuyor?  

Bir başka deyişle, Türkiye’de sakatlık Anayasa’nın neresinde? 

Üfleyince saçılıverecek bir karahindiba bitkisini andıran bu ağ haritası, işte bu sorunun cevabını ararken ortaya çıkmıştır ve kavramsal bir tartışma zemini yaratmayı amaçlar. 

Bu çalışma (en basit açıklama ile) anayasada sakatlığın hangi kanunlarda, angi kavram ve uygulamalar ile birlikte, ne şekilde ele alındığının resmini çizer. 

Türkiye’de sakatlık politikalarına dair mevzuat taraması yapıldığında belli başlı söylemlerin ve uygulamaların ön plana çıktığını gördük. Anayasa’da yer aldığı biçimiyle engellilerin1 sakat olmayanların bakım ve yardımına muhtaç olarak kabul edilmesi, sakatlığın “zaten” bir dezavantaj olarak algılanması ve bu koşulları kolaylaştırmak için ekonomik destek, vergi indirimi veya kimi durumlarda vergiden muafiyet gibi uygulamaların yapılması, şirketlerin sakat birey çalıştırmaları için işverenlere bazı ekonomik yaptırımların uygulanması gibi kararlar ön plana çıkıyor. Sakatlığın, korunup kollanması veya mazur görülmesi gereken bir insanlık hali olarak ele alınıyor oluşu dağınık da olsa kanunlar içinde hissedilebiliyor. Anayasa’da birer yaptırım olarak karşımıza çıkan bu bakış açısını daha görünür kılmak için ağ haritası yöntemini uygun bulduk.

Ülkemizdeki sakatlık politikalarına doğrudan yasal altlık oluşturan kanunların tümü bu haritada yer alırken, kanunlara bağlı olarak ortaya çıkan yönetmelikler ve bu alanda faaliyet gösteren kurumların uygulamaları çalışma kapsamının dışında tutulmuştur. Sakatlık politikalarına dair bir şeyler söyleyen yüzlerce yönetmeliği bu yayın kapsamında incelemek zaman kısıtı göz önünde bulundurulduğunda mümkün olmamakla birlikte, yönetmeliklerin oluşmasına ortam sağlayan ve yasal zemin oluşturan kanunların bu yönetmelikler için ne şekilde bir çerçeve çizdiğini göstermenin önemli olduğunu savunuyoruz.

Harita, içinde doğrudan “engelli, sakat, özürlü” kelimelerinden en az birinin geçtiği 102 kanunun analizini, düğümler (node) ve düğümleri birbirine bağlayan eşikler (edge) ile ortaya koyar.

Anayasada Sakatlık haritası “Kanunlar”, “Kavramlar/Uygulamalar” ve “Uygulamaların Biçimi” olmak üzere 3 ana başlık ve bu başlıklar altında yer alan düğümleri birbirine bağlayan 2 tip eşik ile şekillenir. Bu eşikler, uygulamaları kanunlara bağlayan “Kanunda geçiyor” ile uygulamaları biçimsel olarak sınıflandıran “Uygulamaların Biçimi” eşikleridir.

Haritada 102 kanun, 130 kavram/uygulama ve 10 uygulama biçimi vardır.

Her bir kanunda “engelli” sözcüğünün ne şekilde, hangi uygulamalar içinde ele alınmış olduğu tespit edilmiş ve “Kavramlar/Uygulamalar” düğüm kategorisine yerleştirilmiştir. Uygulamaların kanunlarda ifade ediliş biçimleri haritaya olduğu gibi aktarılmıştır.

Haritaya işlenen tüm kavramlar ve uygulamalar, uygulama amaçları veya biçimleri gözetilerek 10 ana başlık oluşturulmuştur. Örneğin, 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun’da geçen “Yapılı çevrede engellilerin erişebilirliğinin sağlanması için planlama, tasarım, inşaat, imalat, ruhsatlandırma ve denetleme süreçlerinde erişilebilirlik standartlarına uygunluk sağlanır” ibaresi, yapılı çevrenin engelsiz tasarım kriterleri gözetilerek şekillenmesine zemin hazırlayan “mekansal düzenleme” ana başlığına girmektedir.

T.C. Anayasası’nda en çok “bakım ve yardım” konusuna atıfta bulunulurken, sakatlığı toplumsal boyutta ele alan “sistematik dönüşüm” konusu en az dile getirilen konu olarak haritada yerini almaktadır.

Ağ haritasını meydana getiren Kanunlar ve Kavramlar/Uygulamalar düğümleri bu yayın için detaylandırılmamış; yalnızca bu düğümlerin kendi içinde sınıflandırılmasından oluşan Uygulamaların Biçimleri açıklanmıştır. Ağ haritasında yer alan tüm kanun ve kavramlar için yazının sonunda belirtilen linkten haritanın tamamına interaktif olarak erişebilir ve siz de kendi analizlerinizi yapabilirsiniz.

UYGULAMALARIN BİÇİMİ

Sakatlık uygulamalarının biçimlerine göre sınıflandırılması

Pozitif ayrımcılık: Sakat bireyleri kayıran uygulamalar ve esaslar

Önleyici: Sakatlığı önleyici tedbirler 

Esaslar: Gündelik pratiklere değinmeyen kanun esasları

Mekansal düzenleme: Erişilebilirliği artırmaya yönelik uygulamalar

Kurumsal yapılanma: “Engelliler Merkezi” gibi birimlerin oluşturulması 

Ekonomik destek: Aylık bağlama, tazminat verme vb maddi uygulamalar

Bakım ve yardım: Sakatların evde bakımı gibi kolaylaştırıcı uygulamalar

Ayrımcılık karşıtı: Eşitliği hedefleyen uygulamalar

Sistematik dönüşüm: Sakatlığı toplumsal boyutta ele alan uygulamalar

Tanımlama: Terimler ve sınıflandırmalar

Uygulamaların biçimine dair bu 10 ana başlık, sakatlığın anayasada hangi bağlamda var olduğunu görünür kılıyor. 

Haritada, diğer düğümler ile en çok ilişkilenen, bir başka deyişle, Anayasa’da en çok tekrar eden uygulama “‘Özürlü’, ‘sakat’ sözcüklerinin ‘Engelli’ olarak değiştirilmesi”. 102 kanunun 79’unda bu maddi düzeltme yapılmış durumda. Haritada öne çıkan diğer kavram ve uygulamaların sistematik bir dönüşüm için yetersiz oluşu göz önünde bulundurulduğunda, kanunların biçimsel olarak değiştirilmesi tartışmaya açılabilir. Üstelik, bu değişim “sakat mı, engelli mi?” tartışmasını da ıskalamakta.

Haritada öne çıkan ikinci düğüm ise 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun. Bu kanun, Türkiye’deki sakatlık politikalarına dair atılan kapsamlı ilk adım olarak değerlendirilebilir.  5378, sakatlığa ve sakat olma haline dair çeşitli tanımlamalar içerir; ancak resmi kurumlar “sakat” yerine “engelli” terimini kullanmayı tercih ettiğinden, tanımların kapsayıcılığı tartışmaya açıktır. “Engelli,” “engellilik durumu”, “erişilebilirlik” kavramları Kanun’da yer almaktadır. Kanun, aynı zamanda ayrımcılığa da değinmekte ve ayrımcılık karşıtı politikaları güçlendiren, sakat bireylerin iş gücüne katılımını teşvik eden yaptırımlar tanımlamakta, sakatlığın önlenmesine dair Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalışmaktadır. Genel hatları ile Engelliler Hakkında Kanun, az da olsa sakatlığın toplumsal boyutuna değinmekle birlikte (“Karar alma süreçlerine engellilerin katılımını sağlama”, “Toplumun bilinçlendirilmesi”, “Kültür, eğlence, spor ve din hayatına tam katılım sağlama” uygulamaları), sakatlığı ekonomik bir sorun, sakatları da bakıma ve yardıma muhtaç bireyler olarak ele alıyor demek yanlış olmayacaktır. 

Haritada öne çıkan diğer düğümler ise sırasıyla “2828 Sosyal Hizmetler Kanunu”, “Tazminat verme”, “Aylık bağlama” ve “Sosyal hizmet ve yardım”… Sakatlığa dair uygulanan politikaların ekonomik alanda ve sakat bireylerin yardım ve bakımında yoğunlaştığı yorumu Anayasa geneli için de geçerlidir. Yönetmeliklerin incelenmesi bu çalışmanın kapsamı dışında tutulduğundan mekansal düzenlemelere dair derinlemesine bir analizden söz etmek güç, ancak Anayasa’da “engellilerin kullanımına uygun” çeşitli düzenlemelere atıfta bulunulduğunu söyleyebiliriz.

Bu yazıda haritada yer alan tüm kanun, kavram ve uygulamalar içinden yalnızca, en çok tekrar edilen uygulama, en çok ve en az atıfta bulunulan uygulama biçimleri ve sakatlık politikalarında önemli bir adım olan Engelliler Hakkında Kanun’a değinilmiştir. 

İnteraktif haritayı daha detaylı inceleyebilmek için linki ziyaret ediniz: graphcommons.com/hubs/mad


*Bu yazı, graphcommons.com’da yer alan “Anayasa’da Sakatlık” interaktif haritasının baskıya hazırlanmış halidir. Orijinali için: www.graphcommons.com/hubs/mad

1-Haritada da görüleceği üzere, Türkiye’de resmi kurumlarca “sakat” değil “engelli” sözcüğünün kullanımı tercih edilmektedir. “Sakat mı? Engelli mi?” tartışmasının farkında olarak, hükümet politikalarında yer aldığı şekliyle kullanım özellikle tercih edilmiştir. Yazının geri kalanında ise “sakat” kelimesi kullanılmıştır.

2-Ağ haritası, düğümler ve eşiklerden oluşur. Eşikler, düğümler arasındaki ilişkiselliği ifade eder. Düğümler birbirine eşikler ile bağlanır. En çok eşiğin bağlandığı düğüm, haritanın en ortasında, en belirgin şekilde yer alır.  

Caption

Deniz Öztürk

Türkiye’deki genel yargı, sakatların  yardıma ve gözetilmeye muhtaç, kamusal alandayken yanında bir refakatçi olması gereken kimseler olduğu yönünde. Bu durum hem gündelik yaşam pratiklerimizde, hem de söylemlerimizde ete kemiğe bürünmekte. Peki sakatları görmezden gelen, kamusalın dışına, gözden ıraklara itmeye çalışan bu genel yargının dayanağı nedir? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, mekansal düzenlemeler ve “engelsiz mekanlar” için nasıl bir altlık oluşturuyor?  

Bir başka deyişle, Türkiye’de sakatlık Anayasa’nın neresinde? 

Üfleyince saçılıverecek bir karahindiba bitkisini andıran bu ağ haritası, işte bu sorunun cevabını ararken ortaya çıkmıştır ve kavramsal bir tartışma zemini yaratmayı amaçlar. 

Bu çalışma (en basit açıklama ile) anayasada sakatlığın hangi kanunlarda, angi kavram ve uygulamalar ile birlikte, ne şekilde ele alındığının resmini çizer. 

Türkiye’de sakatlık politikalarına dair mevzuat taraması yapıldığında belli başlı söylemlerin ve uygulamaların ön plana çıktığını gördük. Anayasa’da yer aldığı biçimiyle engellilerin1 sakat olmayanların bakım ve yardımına muhtaç olarak kabul edilmesi, sakatlığın “zaten” bir dezavantaj olarak algılanması ve bu koşulları kolaylaştırmak için ekonomik destek, vergi indirimi veya kimi durumlarda vergiden muafiyet gibi uygulamaların yapılması, şirketlerin sakat birey çalıştırmaları için işverenlere bazı ekonomik yaptırımların uygulanması gibi kararlar ön plana çıkıyor. Sakatlığın, korunup kollanması veya mazur görülmesi gereken bir insanlık hali olarak ele alınıyor oluşu dağınık da olsa kanunlar içinde hissedilebiliyor. Anayasa’da birer yaptırım olarak karşımıza çıkan bu bakış açısını daha görünür kılmak için ağ haritası yöntemini uygun bulduk.

Ülkemizdeki sakatlık politikalarına doğrudan yasal altlık oluşturan kanunların tümü bu haritada yer alırken, kanunlara bağlı olarak ortaya çıkan yönetmelikler ve bu alanda faaliyet gösteren kurumların uygulamaları çalışma kapsamının dışında tutulmuştur. Sakatlık politikalarına dair bir şeyler söyleyen yüzlerce yönetmeliği bu yayın kapsamında incelemek zaman kısıtı göz önünde bulundurulduğunda mümkün olmamakla birlikte, yönetmeliklerin oluşmasına ortam sağlayan ve yasal zemin oluşturan kanunların bu yönetmelikler için ne şekilde bir çerçeve çizdiğini göstermenin önemli olduğunu savunuyoruz.

Harita, içinde doğrudan “engelli, sakat, özürlü” kelimelerinden en az birinin geçtiği 102 kanunun analizini, düğümler (node) ve düğümleri birbirine bağlayan eşikler (edge) ile ortaya koyar.

Anayasada Sakatlık haritası “Kanunlar”, “Kavramlar/Uygulamalar” ve “Uygulamaların Biçimi” olmak üzere 3 ana başlık ve bu başlıklar altında yer alan düğümleri birbirine bağlayan 2 tip eşik ile şekillenir. Bu eşikler, uygulamaları kanunlara bağlayan “Kanunda geçiyor” ile uygulamaları biçimsel olarak sınıflandıran “Uygulamaların Biçimi” eşikleridir.

Haritada 102 kanun, 130 kavram/uygulama ve 10 uygulama biçimi vardır.

Her bir kanunda “engelli” sözcüğünün ne şekilde, hangi uygulamalar içinde ele alınmış olduğu tespit edilmiş ve “Kavramlar/Uygulamalar” düğüm kategorisine yerleştirilmiştir. Uygulamaların kanunlarda ifade ediliş biçimleri haritaya olduğu gibi aktarılmıştır.

Haritaya işlenen tüm kavramlar ve uygulamalar, uygulama amaçları veya biçimleri gözetilerek 10 ana başlık oluşturulmuştur. Örneğin, 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun’da geçen “Yapılı çevrede engellilerin erişebilirliğinin sağlanması için planlama, tasarım, inşaat, imalat, ruhsatlandırma ve denetleme süreçlerinde erişilebilirlik standartlarına uygunluk sağlanır” ibaresi, yapılı çevrenin engelsiz tasarım kriterleri gözetilerek şekillenmesine zemin hazırlayan “mekansal düzenleme” ana başlığına girmektedir.

T.C. Anayasası’nda en çok “bakım ve yardım” konusuna atıfta bulunulurken, sakatlığı toplumsal boyutta ele alan “sistematik dönüşüm” konusu en az dile getirilen konu olarak haritada yerini almaktadır.

Ağ haritasını meydana getiren Kanunlar ve Kavramlar/Uygulamalar düğümleri bu yayın için detaylandırılmamış; yalnızca bu düğümlerin kendi içinde sınıflandırılmasından oluşan Uygulamaların Biçimleri açıklanmıştır. Ağ haritasında yer alan tüm kanun ve kavramlar için yazının sonunda belirtilen linkten haritanın tamamına interaktif olarak erişebilir ve siz de kendi analizlerinizi yapabilirsiniz.

UYGULAMALARIN BİÇİMİ

Sakatlık uygulamalarının biçimlerine göre sınıflandırılması

Pozitif ayrımcılık: Sakat bireyleri kayıran uygulamalar ve esaslar

Önleyici: Sakatlığı önleyici tedbirler 

Esaslar: Gündelik pratiklere değinmeyen kanun esasları

Mekansal düzenleme: Erişilebilirliği artırmaya yönelik uygulamalar

Kurumsal yapılanma: “Engelliler Merkezi” gibi birimlerin oluşturulması 

Ekonomik destek: Aylık bağlama, tazminat verme vb maddi uygulamalar

Bakım ve yardım: Sakatların evde bakımı gibi kolaylaştırıcı uygulamalar

Ayrımcılık karşıtı: Eşitliği hedefleyen uygulamalar

Sistematik dönüşüm: Sakatlığı toplumsal boyutta ele alan uygulamalar

Tanımlama: Terimler ve sınıflandırmalar

Uygulamaların biçimine dair bu 10 ana başlık, sakatlığın anayasada hangi bağlamda var olduğunu görünür kılıyor. 

Haritada, diğer düğümler ile en çok ilişkilenen, bir başka deyişle, Anayasa’da en çok tekrar eden uygulama “‘Özürlü’, ‘sakat’ sözcüklerinin ‘Engelli’ olarak değiştirilmesi”. 102 kanunun 79’unda bu maddi düzeltme yapılmış durumda. Haritada öne çıkan diğer kavram ve uygulamaların sistematik bir dönüşüm için yetersiz oluşu göz önünde bulundurulduğunda, kanunların biçimsel olarak değiştirilmesi tartışmaya açılabilir. Üstelik, bu değişim “sakat mı, engelli mi?” tartışmasını da ıskalamakta.

Haritada öne çıkan ikinci düğüm ise 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun. Bu kanun, Türkiye’deki sakatlık politikalarına dair atılan kapsamlı ilk adım olarak değerlendirilebilir.  5378, sakatlığa ve sakat olma haline dair çeşitli tanımlamalar içerir; ancak resmi kurumlar “sakat” yerine “engelli” terimini kullanmayı tercih ettiğinden, tanımların kapsayıcılığı tartışmaya açıktır. “Engelli,” “engellilik durumu”, “erişilebilirlik” kavramları Kanun’da yer almaktadır. Kanun, aynı zamanda ayrımcılığa da değinmekte ve ayrımcılık karşıtı politikaları güçlendiren, sakat bireylerin iş gücüne katılımını teşvik eden yaptırımlar tanımlamakta, sakatlığın önlenmesine dair Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalışmaktadır. Genel hatları ile Engelliler Hakkında Kanun, az da olsa sakatlığın toplumsal boyutuna değinmekle birlikte (“Karar alma süreçlerine engellilerin katılımını sağlama”, “Toplumun bilinçlendirilmesi”, “Kültür, eğlence, spor ve din hayatına tam katılım sağlama” uygulamaları), sakatlığı ekonomik bir sorun, sakatları da bakıma ve yardıma muhtaç bireyler olarak ele alıyor demek yanlış olmayacaktır. 

Haritada öne çıkan diğer düğümler ise sırasıyla “2828 Sosyal Hizmetler Kanunu”, “Tazminat verme”, “Aylık bağlama” ve “Sosyal hizmet ve yardım”… Sakatlığa dair uygulanan politikaların ekonomik alanda ve sakat bireylerin yardım ve bakımında yoğunlaştığı yorumu Anayasa geneli için de geçerlidir. Yönetmeliklerin incelenmesi bu çalışmanın kapsamı dışında tutulduğundan mekansal düzenlemelere dair derinlemesine bir analizden söz etmek güç, ancak Anayasa’da “engellilerin kullanımına uygun” çeşitli düzenlemelere atıfta bulunulduğunu söyleyebiliriz.

Bu yazıda haritada yer alan tüm kanun, kavram ve uygulamalar içinden yalnızca, en çok tekrar edilen uygulama, en çok ve en az atıfta bulunulan uygulama biçimleri ve sakatlık politikalarında önemli bir adım olan Engelliler Hakkında Kanun’a değinilmiştir. 

İnteraktif haritayı daha detaylı inceleyebilmek için linki ziyaret ediniz: graphcommons.com/hubs/mad


*Bu yazı, graphcommons.com’da yer alan “Anayasa’da Sakatlık” interaktif haritasının baskıya hazırlanmış halidir. Orijinali için: www.graphcommons.com/hubs/mad

1-Haritada da görüleceği üzere, Türkiye’de resmi kurumlarca “sakat” değil “engelli” sözcüğünün kullanımı tercih edilmektedir. “Sakat mı? Engelli mi?” tartışmasının farkında olarak, hükümet politikalarında yer aldığı şekliyle kullanım özellikle tercih edilmiştir. Yazının geri kalanında ise “sakat” kelimesi kullanılmıştır.

2-Ağ haritası, düğümler ve eşiklerden oluşur. Eşikler, düğümler arasındaki ilişkiselliği ifade eder. Düğümler birbirine eşikler ile bağlanır. En çok eşiğin bağlandığı düğüm, haritanın en ortasında, en belirgin şekilde yer alır.  

DÖN